TÜRKİYE BÜTÇESİNİN YILLAR İTİBARIYLA KISA BİR DEĞERLENDİRMESİ
En geniş tanımıyla devletin gelir ve giderleri arasındaki denge olarak tanımlayabileceğimiz devlet bütçesine ilişkin politika iktidarın tüm yıl boyunca izleyeceği siyasi ve ekonomik çizgiyi yansıtması açısından büyük önem taşır.. Bütçe politikaları makro ekonomik tabloyu da etkilemesi açısından ayrıca önem taşımaktadır;
- Bütçe açık verdiğinde hükümetin açığı kapamak adına başvurduğu en yaygın yöntem bono ve tahvil satmaktır. Bu da bono-tahvil piyasasındaki arz-talep dengesini değiştirerek faizleri etkiler,
- Hükümetler bütçe harcamaları için zaman zaman Merkez Bankası’ndan kredi kullanmaktadır. Merkez Bankası’nın kredi kullandırmak için para bastığı durumlarda piyasaki para miktarının artarak para değerinin düşmesi, enflasyonun yükselmesi söz konusu olabilir,
- Hükümetin vergi gelirlerini artırmak adına vergi oranlarını artırma yoluna gitmesi ekonomik büyümenin yavaşlamasına ve işsizliğin artmasına yol açabilir
Yıllar itibarıyla Türkiye bütçesi incelendiğinde; bütçenin gelir tarafının en önemli kaleminin diğer tüm ülkelerde olduğu gibi vergi gelirleri olduğu görülmektedir. 1999-2008 tarih aralıklarında vergi gelirlerinin toplam gelirlere oranı 77 % – 84 % aralığında değişmiştir. Kaynağından kesilen direkt vergilerin toplam vergiler içerisindeki payı 35%’ler, beyan edilerek ödenen gelir ve kurumlar vergisi ile ekonomik üretimden, satış ve tüketimden kaynaklanan dolaylı vergilerin payı ise 65%’dir. Gider tarafında ise personel giderleri, en önemli kalemlerden biri olarak yer almaktadır. Personel giderleri 90’lı yıllarda 31 %’ler düzeyinde seyrederken 2000’li yıllarda 20 %’lere gerilemiştir. Bir diğer önemli gider kalemi ise faiz transferleridir. Özellikle 2000-2004 yılları arasında yaşanan krizlerinde etkisiyle faiz transferlerinin toplam giderler içerisindeki payının 45%’ler düzeylerine kadar yükseldiği görülmektedir. Kısa vadede yüksek faiz ile borçlanmak normal olarak kabul edilse de hükümetler yüksek bütçe açıkları vermeye devam ettikçe yeni borç kaynağı bulmakta zorlanacak ve yüksek faizle borçlanmaya devam etmek zorunda kalacaklardır: Bu da zaman içerisinde borç stoğunun giderek yükselmesine sebep olacaktır. Bütçe açığını kapamak için temel olarak üç yöntem benimsenmektedir;
* Yurtiçine yurt dışına bono-tahvil satışı,
* TCMB’den kredi kullanmak,
* Özelleştirme…
2006 yılında bütçe açığının 1,13 katı kadar özelleştirme geliri elde edilmiş ve TCMB borçlarına geri ödeme yapılmıştır. 2007 yılında ise ise bütçe açığının 20%’lık kısmı özelleştirme gelirleriyle kapatılmış, 61 % oranında bono-tahvil ihracı gerçekleştirilerek bir kısım dış borç kapatılmış nette 44 %’luk kısım iç borçlanma yoluyla kapatılmıştır.
Sonuç olarak yıllar itibarıyla bütçe politikalarındaki değişim izlendiğinde;
- 90’lı yıllarda, giderler içerisindeki payının 30%’lar düzeyinde olduğu gözlenen perseonel giderlerinin payının 2000’lı yıllarda 20 %’lere düşmesi,
- 2007 ve 04/2008 itibarıyla vergi gelirlerinin ivmelenmesi,
- Faiz Dışı Denge/GDP oranında 2005 yılından bugüne olumlu gelişim izlenmesi dışında
Bütçe Dengesi/GDP, Faiz Trf/Toplam Gider kalemlerinde sadece 2000-2004 kriz dönemi öncesi verilerine ulaşıldığı görülmektedir…. Ebru Gül YılmazTEB Levent Çarşı Şube Müdürü
NOT: Yazıda yer alan bilgiler yazarın görüşlerini içermekte, Kurum’a herhangi bir sorumluluk yüklememektedir.
