Ödemeler bilançosu ve Türkiye’nin cari açık sorunu
Furkan Evranos
Ödemeler bilançosu, bir ülkede yerleşik gerçek ve tüzel kişilerin yabancı ülkelerle yaptıkları iktisadi işlemlerin sistematik kayıtlar olarak tutulmasıdır. İktisadi işlem tanımı geniş kapsamlıdır. Mal ve hizmetlerin yanısıra üretim faktörlerine ilişkin işlkemler de kapsam dahilindedir. Bu nedenle ülkeler arası mal ve hizmet ticareti, ülkeler arası kısa ve uzun vadeli sermaye akımları, ülkeler arası emek piyasası hareketleri ve teknoloji transferleri ödemeler bilançosunu oluşturan rakamların adresleridir.
Ödemeler bilançosu 4 ana kalemden oluşmaktadır.
- Cari İşlemler Hesabı
- Sermaye Hesabı
- Rezervler
- Net Hata Noksan
Cari İşlemler Hesabı; ihracat- ithalat gelir ve giderleri ile (dış ticaret bilançosu’da denir) görünmez kalemler olarak adlandırılan (hizmetler bilançosu yada görünmez işlemler bilançosu olarak da adlandırılan) turizm, bankacılık ve sigortacılık hizmet komisyonları, yabancı yatırım kar ve faiz transferleri gibi gelir ve gider alt kalemlerini kapsamaktadır.
Sermaye Hesabı; ülkenin yabancı ülkelerle yaptığı finansal ve dolaysız sermaye yatırımları
kapsamaktadır.Doğrudan yatırımlar, portföy yatırımları, uzun vadeli sermaye yatırımları, kısa vadeli sermaye yatırımları gelir ve gider nitelikleriyle alt kalemler olarak hesaba dahil edilirler.
Rezerv Hesabı; resmi rezervler merkez Bankası tarafından müdahale durumları için tutulan yabancı para rezervinden oluşur. Rezerv farklı yabancı para cinslerinden oluşmaktadır. Merkez bankası yabancı paraları döviz piyasasına müdahale amacı ile kullanır. Döviz arz ve talebindeki eğilimler yerel para cinsinden döviz kuru düzeyini belirlemekte ve kurdaki aşırı hareketlenmelerde merkez bankaları piyasa da alım yada satım yönünde müdahil olarak görünmektedirler.
Net Hata Noksan Hesabı; ödemeler bilançosu’ndaki cari ve sermaye hesabı işlemleri otonom nitelikli olup denkleştirici işlem niteliğindeki rezerv hesaplar ile aralarında miktar olarak eşit, yön olarak ters dengenin olmasını sağlayan istatistiksel fark hesaplanmasını kapsamaktadır. İthalat ve ihracatla ilgili bilgi gümrük bildirim beyannamelerinden elde edilir. Firmaların kasıtlı beyan yanlışları ve operasyonel hatalardan ötürü gümrük beyannamelerindeki tutarlar ile gerçekleşenler arasında farklar olabilmektedir.İşte bu durumda resmi rezervlerle, cari ve sermaye hesapları eşit çıkmayabilir. Örneğin resmi rezervler +1 milyar $ kayıt gösterirken, cari işlemler ve sermaye işlemlerinden elde edilen işlemler bakiyesi -900 milyon $ olsun. Böyle bir durumda merkez bankasının işlemleri neticesinde devletin tuttuğu resmi rezervler dikkate alınıp rakamların denkleştirilmesi adına net hata noksan hesabı adı altında -100 milyon $ gösterilmektedir.
Ödemeler bilançosu kalemlerinin tanıtılması Türkiye’nin yabancılarla yapılan işlemlerinin bir bakıma karnesi olan ödemeler bilançosu’ndaki ödemeler dengesizliği sorununun analiz edilmesine yardımcı olacaktır. Türkiye, iç tasarrufları yetersiz bir ülke olduğu için yatırımlarının finansmanını borçlanma ve yabancı sermaye ile karşılamaktadır. 1990’lı yılların başlarında uygulanan yanlış borçlanma stratejilerinin devamında Türkiye’nin borç stoğu ve borçlanma kapasitesi ayrı bir yazı konusu olacak kadar problemlidir. Yabancı sermaye ayağı ise yapılan tüm teşvik verici uygulamalara rağmen büroksarinin azaltılamaması ve kayıtdışılığın önüne geçilememesi sebebiyle geliştirilememiştir.
Tablo 1
Türkiye’de Yıllara Göre Yabancı Sermaye Yatırımları
Yıllar
Yabancı Sermaye (Milyon $)
Yabancı Sermayeli Firma Sayısı
Fiili Giriş (Milyon $)
1990
1.861
1.856
684
1991
1.967
2.123
907
1992
1.820
2.330
911
1993
2.063
2.554
746
1994
1.478
2.830
636
1995
2.938
3.161
934
1996
3.836
3.582
914
1997
1.678
4.068
852
1998
1.646
4.533
953
1999
1.700
4.950
813
2000
3.477
5.328
1.707
2001
2.725
5.841
3.288
2002
2.243
6.280
1.042
2003
1.208
6.511
150 (Ocak-Mayıs)
Kaynak: T.C. Hazine Müsteşarlığı
Tablo’dan da görüleceği üzere 2004 yılında 55 milyar $ tutarında yabancı sermaye yatırımı çekebilen Çin karşısında ülkemizin yabancı sermaye konusunda da başarılı olmadığı söylenebilir.
Esas konumuza döndüğümüzde Türkiye’nin döviz giderlerinin döviz gelirlerinin üzerinde olduğunu borçlanma ve yabancı sermaye yatırımlarının çözüm olarak çok da olumlu sonuçlar doğurmadığını ve uygulanan dış ticaret politikalarıyla ödemeler bilançosundaki dengesizliğin artarak devam edeceğini söyleyebiliriz. 2001 krizi sonrası uygulanmaya konulan dalgalı kur politikası düşük kur politikası haline getirilmiş ve yüksek reel faiz oranıyla da desteklenince Türkiye yabancıların fon değerlendirme cenneti haline gelmiştir. İşlerin yolunda gitmesi durumunda olagan kar transferlerini yapacak olan yabacılar, aksi durumda anapara +faiz toplamını geri çekecek ve ciddi çalkantılara sebebiyet verebilecektir. Yıllara göre cari açık tutarı, milli gelire oranı ve büyüme oranlarını gösteren Tablo 2’den de anlaşılacağı üzere, ülkemizde kriz yaşandığı yıllardakinden çok daha yüksek bir cari açık oranı ile karşı karşıyayız. Geçmiştekilere benzer fiili krizlerin yaşanmamasının sebebi dalgalı kur rejiminin uyulandığına dair piyasaların kendi kendini inandırmak isteyişi ile kaynağı belirsiz kaynak girişi ile IMF’in ödemelerinin son iki yıla sarkmış olmasıdır.
Tablo 2
ccCari Açık Rakamları
Yıllar
Cari Açık (Milyar $)
Cari Açık /GSMH (%)
Büyüme (%)
1992
-1.0
-0.6
6.4
1993
-6.4
-3.5
8.1
1994
2.6
2.0
-6.1
1995
-2.3
-1.4
8.0
1996
-2.4
-1.3
7.1
1997
-2.6
-1.4
8.3
1998
2.0
1.0
3.9
1999
-1.3
-0.7
-6.1
2000
-9.8
-4.9
6.3
2001
3.4
2.3
-9.5
2002
-1.5
-0.8
7.9
2003
-8.0
-3.4
5.9
2004
-15.6
-5.3
9.5
Kaynak: T.C. Hazine Müsteşarlığı
25 Ekim 2008 - 11:48 am
[...] 2001-2002de cari açık yokken hatta eksi iken yani ithalatımızı ihracatımız karşılarken http://www.e-konomist.net/odemeler-b…i-acik-sorunu/ [...]