e-konomist.net

e-konomist
Türkiye İktisatçılar SıralamasıArşivİletişimRSSGiriş yapKayıt ol

“Kriz önemli bir fırsat” www.newsweekturkiye.com

Bir türlü kontrol altına alınamayan finansal krizin dünyayı hem ekonomik hem politik anlamda nasıl etkileyeceği bir muamma. Mayıs ayında çıkardığı “The Post-American World” (Amerika Sonrası Dünya) kitabıyla adeta bugün yaşanan yeni sistem arayışlarını öngören ve bu kriz karşısında yetersiz kalmakla eleştirilen ABD’nin çıkış yolunu araştıran Fareed Zakaria ile Semin Gümüşel görüştü. Önemli bölümler.

 

Gümüşel: Kapitalist sistemin çöktüğü yönünde yorumlar var.
Zakaria: Bunun kapitalizmin de küreselleşmenin de sonu olduğunu düşünmüyorum. Bence çok yakında hepimiz bunun farkına varacağız çünkü kapitalizm de, küreselleşme de sürecek. Ancak bu yaşananlar piyasanın hükümetin dışında olduğu efsanesinin sona ermesi anlamına geliyor. Piyasa ve devletin her zaman karşı karşıya olduğu şeklindeki bu mit, İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher ve ABD Başkanı Ronald Reagan’lı 1980′lerden bu yana gelişti. Zira 1960 ve 1970′lerde ABD’den Türkiye’ye, Brezilya’ya, Hindistan’a hemen her yerde devlet fazlasıyla ekonominin içindeydi. Fabrikalara sahipti, fiyatları belirliyordu. Bu denli geniş kapsamlı bir iç içe olma hali büyümeyi de yavaşlatıyordu. İki lider de buna tepki gösterdi. Artık o anlayıştan çok farklı bir yerdeyiz. Şu anki gerçeklik de budur: Serbest piyasa devletin denetimiyle oluşur. Kriz de bu temel gerçeği anlamamızı sağladı. Piyasa devletin ortağıdır, devlet de piyasanın. Devletin koyduğu kuralların olmadığı bir borsa olamaz. Devletin düzenlemeleri olmaksızın bankalar var olamaz. Bu nedenle de artık kapitalizmin akılcı bir şekilde düzenlenmesi sürecinden geçeceğiz. Bankacılık sistemini düzenlemenin mükemmel yolunu kimse bilmiyor. Elbette bazı yöntemler deneniyor. Kimi başarısız oluyor, kimi başarılı. Ancak bundan beş yıl sonra, yine pek çok ülkede gayet sağlıklı işleyen bir kapitalist sistem göreceğimizi sanıyorum. Çünkü yaşam standardını yükseltmenin tek yolu bu. Küreselleşmeyle de yaşamaya devam edeceğiz çünkü ticaretin türü ve ülkeler arasındaki ilişki her geçen gün gelişiyor. Belki de bu, devletin önemli ve saygın bir oyuncu olarak denkleme yeniden dönüşüdür.

- Krizin politik sonuçları ne olabilir? Dünya Bankası (DB) Başkanı Robert Zoellick G7′nin yetersiz kaldığını ifade etti. BM’nin yetersizliği de tartışılıyor.
Zoellick kesinlikle haklı. Bu kriz, küresel hükümetlerin yapısının nasıl eski, yetersiz, işlevsiz ve çökmekte olduğunu ortaya koydu. Sonuçta 1940′larda kurulmuş bir örgüt. Büyük Depresyon’a, 2. Dünya Savaşı’na cevap verse de bugünün dünyasında bir anlamı yok. Birçok açıdan dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin’i veya dünyanın dördüncü, beşinci ekonomisi sayılan Hindistan’ı içine katmadan, bu konu hakkında nasıl ciddi ve küresel bir çözüm aranabilir ki? Hâlâ işleri G7, G8 zirveleriyle çözmeye çalışıyoruz. IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlara Batılı ülkeler hâkim. DB de bizzat bu sürecin bir ürünü. Bir de DB başkanlarının her zaman Amerikalı olması var. Bunların yakında değişmesini tercih ederim yoksa bu eski kuruluşlar çökecek. Bence BM de tamamen ümitsiz durumda. Güvenlik Konseyi’nde de manalı bir reform olasılığı yok. Yapılması gereken, alternatif kuruluşlar oluşturmak. Olabilecek en iyi alternatif kuruluş da G14, G15 veya G16 gibi bir yapıdır. Bu yapı, dünyadaki pek çok ekonomik ve aynı zamanda politik büyük gücü de kapsamalı. Öte yandan karşılaşılan sorunları çözmek üzere, düzenli hükümet faaliyetleri için gündem hazırlayacak, tam zamanlı, gerçek bir sekreterlik de olmalı. Finansal istikrarsızlıktan ticaret konularına, küresel ısınmadan terörizmle veya su kıtlığı ile ilgili konularda koordinasyona kadar. Bu sorunların hiçbiri tek başına, ulusal düzeyde bir çalışmayla çözülemez.
Bu krizle yine ABD’nin bir ihraç ürünü sayılan liberal demokrasinin imajı da zarar gördü mü?
Bence tüm Amerikan modelinin zarar görmesi söz konusu değil. Başka herhangi bir modelin daha iyi olduğundan emin miyiz? Açıkçası başka bir modelin yükselişte olduğunu düşünmüyorum. Mesela Rusya’ya bakacak olursanız, borsası korkunç durumda. İran çok zorlanacak çünkü çok kötü yönetilen bir ekonomisi var. Petrol fiyatları yüksekken durumları iyiydi ancak petrol fiyatları yarı yarıya düştü. Fakat hiç şüphesiz Amerikan modeli şaşırttı. Kitabımda da anlattığım gibi, ben Amerika sonrası bir dünyaya doğru yöneldiğimiz kanısındayım. Bu kriz de bu süreci hızlandırdı. Çin, Japonya gibi çok ciddi oranda nakde sahip ülkelerin şunları söylediklerini göreceğiz: “Bizim büyüme ve istikrar dengesini sağlama konusunda kendi yöntemlerimiz var ve açıkçası bunu ABD’den daha iyi yaptığımızı düşünüyoruz.” Dünyanın her yerinde pek çok farklı model var. Tek bir model olmayacak. Bu olayın Amerikan etkisinin tüm dünyada çöküşü anlamına geleceğini düşünmüyorum. Fakat esasen olayların giderek Amerika dışındaki bölgelerde, farklı insanlar tarafından şekillendirileceği Amerika-sonrası dünyaya doğru yol aldığımızı düşünüyorum. Bu yeni bir olgu. Son 20 yıldır, tüm yollar Washington’a çıkardı ama artık Londra’ya, Tokyo’ya, Pekin’e, Riyad’a da çıkıyor. İşte bu yeni dünya.

- Bu yeni ekonomik sistemde Türkiye’nin rolü ne olacak?
Yükselen piyasalardan herkesin çaba harcamadan faydalanabilmesi dönemi sona erdi. Son 10 yıla bakıldığında, bu dönemin düşük enflasyon, küresel refah, düşük faiz oranları, ucuz emtia fiyatları ve ucuz benzin gibi belli başlı özelliklerle tanımlanabilecek bir altın çağ olduğu açıkça görülebilir. Bu tablo yaklaşık iki yıl önce, petrol fiyatları bir anda fırlayınca bozulmaya başladı, ardından emtia fiyatları birden arttı. Akabinde gelen finansal krizle yeni gerçeğe ulaşıldı. Artık ülkeler kendilerini doğru dürüst yönetme becerileriyle değerlendirilecekler. İyi durumda olan, makul bilançoya sahip ülkeler başarılı, bunu beceremeyenler ise kötü durumda olacak. Türkiye de halen oldukça iyi durumda. Evet, sorunları var, borcu fazla, açığı fazla. Hükümet gayet mantıklı bir şekilde reformlara imza atıyordu, son birkaç yıldır ise durdu. Bütüne baktığınızda, Türkiye yapması gereken çok önemli reformların bir kısmını gerçekleştirdi. Daha fazlasını yapmaları için baskı görmeye de devam edecekler. Türkiye’nin durumunu da tavrı belirleyecek. Bence bu ülkelerin hiçbiri arkasına yaslanıp olanı biteni seyredemez. Bu durumdan en kârlı çıkacak ülkeler elbette (sermaye) fazlası olan ülkeler. Nakitleri var. Kredinin çok pahalılaştığı bir dönemden geçeceğiz. En büyük alacaklı ülkelerse iki trilyon dolarlık tasarrufuyla Japonya, üç trilyon dolarlık döviz rezervleriyle Çin ve Suudi Arabistan.

- Türkiye bu yeni dönemde küresel politikada daha etkin olabilir mi?
Türkiye’nin üç boyutta tarihi bir rolü olacağı kanısındayım. İlk boyut, Türkiye’nin modernizasyon gücü, yani İslam dünyasında Müslüman bir ülke olmakla liberal bir demokrasi olmayı başarıyla aynı potada eritebilen tek ülke olması. Ülkede süren tartışmayı, kuvvetler ayrılığı ilkesinin işleyişini izliyorum. Güçlü bir siyasi parti var fakat güçlü mahkemeler de var, başka kurumlar da var. Tam bir liberal demokrasi demek için elbette henüz erken ancak nihayetinde son derece umut vaat eden, olgunlaşan bir demokrasi. Bu, İslam dünyası için önemli bir model. İkinci önemli boyut, Türkiye’nin Ortadoğu ve Avrupa arasında bir köprü olması ve bölgede önemli rol oynaması. Türkiye hem Ortadoğu’da hem de Avrupa’da çıkarları olan bir ülke; hem kültürel anlamda hem de jeostratejik olarak köprü rolü oynayabilir. Üçüncü boyutsa, Türkiye’nin gelişmekte olan bir ülke modeli olması. Türkiye gerçekten de çok istikrarlı bir şekilde çok ciddi bir ekonomik modernleşme ve reform programı uyguladı —ki AK Parti’nin bu anlamda hakkının yeterince verilmediğini düşünüyorum- ancak daha fazlası yapılmalı. Yine de Türkiye son beş senede gelişen ülkelerin yapması gerekenlerin pek çoğunu gerçekleştirdi. Bunların tümüne bakıldığında, açıkçası en önemlisi Türkiye’nin bu rolleri pekiştirmesinin en iyi ve önemli yolu olan, AB üyeliği. Her ne kadar Türkiye’de pek çok kişi bu konuda umudunu kaybetse de, bence bu hâlâ mümkün. Burada yapılması gereken en doğru şey, yola devam etmek. Ayrıca unutmayın ki bugün üyelikten bahsetmiyoruz, 15 yıl sonraki üyelikten bahsediyoruz. O zaman da Türkiye bambaşka bir ülke olacak ve Avrupa da bambaşka bir kıta.

- Yeni ekonomik düzenin temel kavramları ne olacak?
Bugünün ekonomisini belirleyen iki kavram var: Fikirler ve enerji. İşgücü artık küresel bir mal. Sermaye ise sadece nereye yöneleceğine karar vermeyi bekliyor. Şu anda bir sermaye eksikliği yok, güvensizlik var. Asıl önemli soru şu: Petrol, doğal gaz ya da geleceğin enerjilerinden biri gibi bir enerji kaynağına sahip misiniz? Ya da herhangi bir yeniliğin kaynağı mısınız? Gelecek ipod’u, güneş enerjisinin başka bir kullanımını ya da geleceğin ilaçlarını icat edebilir misiniz? Artık ekonomiler bu iki faktöre dayalı olarak gelişecek. İnsanların ihtiyacı olan enerjiyi veya icatları, yenilikleri üretebilir misiniz? Eğer yapabilirseniz, istediğiniz her türlü sermayeyi elde edebilir ve dünyanın her yerinden istediğiniz işgücünü de kullanabilirsiniz.

- ABD’deki seçim sonuçları dünyadaki bu yeni düzeni nasıl etkiler?
Büyük etkisi olacak. Çünkü ABD olağandışı bir durumda. ABD, dünyanın varsayılan süpergücü konumunda. Şu an buraya aday olabilecek başka bir güç de yok. Avrupa çok bölünmüş, Çin böyle bir role soyunmak istemiyor. Öte yandan Çin’in ekonomisi 3 trilyon dolar, ABD ekonomisi ise 14 trilyon dolar büyüklüğünde. Hindistan ise Çin’in de gerisinde. Rusya’ya komşuları güvenmiyor. Peki, ABD dünyanın geri kalanıyla nasıl bir etkileşim içinde? Çin, Hindistan, Brezilya, Türkiye, Güney Afrika, Türkiye gibi yeni, kaynakları olan, güç kazanmış ülkelerle dünyanın yeniden şekillenmesi konusunda nasıl bir işbirliğine gidecek? Yeni bir sistem mi kuracağız? Bu ülkeleri masada bir yer verecek miyiz? Küresel düzen ve istikrarda onlara pay mı vereceğiz? Ya da onları kendi hallerine terk eden bir hegemonya gibi mi davranacağız? Bence seçme şansımız var. Obama’nın bizi çok daha fazla işbirliğine açık, herkes tarafından onaylanan, insanları soğuk savaş çizgileriyle dışarıda tutmak yerine biraraya getirmeye yönelik bir çalışmaya götüreceğini düşünüyorum.

- Bu son krizle dünyada güç dengeleri veya güç anlayışı değişti mi?
Bu kriz Amerikan gücünün sınırlarını çok açık olarak gösterdi. Sonuçta modelimiz sandığımız kadar iyi de değilmiş, istikrarlı hiç değilmiş. Soruna yönelik her çözüm Avrupalılar’ı, Çinliler’i, Japonlar’ı da kapsamalı. O ülkelerle mutabık kalınmamışsa, tüm sermaye bir anda başka ülkelere gidebilir. Eğer Çinliler’e, Japonlar’a da uyan bir öneri olmazsa, bu ülkeler o dev miktarlardaki nakitlerini bankaları ya da finansal sistemi istikrara kavuşturmak için kullanmaz. Mümkün olabilecek tek çözüm küreseldir. Amerikalılar’ın bir gücü var ama bu güç koordinasyon ve gündem belirlemek. Sahip olduğumuz hayati güç bir çözüm bulmak değil, sorunu tanımlayabilmek. Bush da nihayet tüm büyük ülkeleri birarada çalışmak ve ortak kurallar belirlemek amacıyla bir global zirvede toplamaya karar verdi. Bunlar Amerikan kuralları değil, bu ülkelerin de söyleyecekleri var ve ABD bunu anlamalı. Eğer tamamen “Made in America” bir çözüm bulursak, işe yaramaz. Kimse bunu kabul etmez ve bu da bir çöküş yaşanacağı anlamına gelir. Sonuçta bir anlamda bu bir kriz fakat bir diğer anlamda da küresel sistemin yeniden inşa edilmesine başlamak için bir fırsat. Hem de gerçekten dünyanın dört bir yanından ülkelerin ve insanların da katılabileceği boyutta küresel bir olgu. Bence bu güzel! Çünkü daha global, daha açık ve daha demokratik bir dünyaya sahip olacağımız anlamına gelir.
 

Yazan: e-konomist | Tarih: 14 Mart 2009 | RSS | Geri bildirim | Yorum yap

WidgetBucks - Trend Watch - WidgetBucks.com

Bir yorum

  1. Kemal DEMİRDÖĞEN

    Söz konusu kitabın türkçe çevirisini arıyoruz,bilgilerinizi rica ederiz.kadikoy2@nezih.com.tr

Yorum yapın




e-konomist.net e-konomist

compro cialis levitra generico comprar cialis kamagra en france viagra versand cialis kaufen compro cialis aquisto levitra receta viagra

cheap viagra india cialis pricing cialis prescribing information cialis made in india cialis tablets oral sildenafil buy viagra in sydney indian viagra tablets cheap vardenafil vardenafil price buy levitra in uk generic viagra sale viagra discount coupon buy viagra in singapore liquid sildenafil cialis 10 mg daily viagra pills indian sildenafil purchase cialis online without prescription viagra professional price buy viagra prescription online viagra by mail order viagra without a prescription indian viagra sold in uk levitra 20 mg cialis sales buy viagra in india tadalafil cheap generic viagra without prescription viagra 50mg price vardenafil 20mg apcalis oral jelly levitra prescription purchase viagra canada viagra how it works viagra fast delivery buy viagra in thailand viagra 50mg cost generic sildenafil 100mg buy cialis no prescription tadalafil overnight viagra non prescription levitra australia cialis 50 mg generic cialis cialis 20 mg tablets viagra suppliers in uk 25mg viagra buy cialis professional buy viagra in spaine levitra 20 mg price buy generic cialis online viagra prescription generic viagra blue viagra viagra mastercard cialis pills for sale silagra cipla cialis daily use price viagra prescribing information levitra online sales revatio price cialis liquid viagra 20mg sildenafil tadalafil over the counter sildenafil cialis suppliers cialis purchase sildenafil sales tadalafil tablets in india generic vardenafil sildenafil without prescription buy viagra professional order cialis without prescription viagra ajantha viagra pills for men buy viagra with no prescription viagra by intas pharma buy viagra in sweden generic viagra paypal cialis online prescription viagra online india tadalafil sample cialis 20 mg cost purchase viagra without a prescription cialis without a prescription tadalafil oral jelly buy viagra in dublin order cialis viagra 100mg viagra 200mg ranbaxy caverta cialis in india cheap viagra fast shipping sildenafil price online prescription viagra indian generic viagra buy cheap cialis tadalafil tablets 20mg tadalafil buy indian viagra cost