Global Kriz Sona Erdi mi?Bundan Sonra Neler Olacak?
Küreselleşen dünyada krizler önce finans sektöründe başlamakta ve daha sonra reel sektöre sıçramaktadır. Bu durumu kısaca şöyle izah edebiliriz; Öncelikle borçlular bankalara borcunu ödeyememekte,bankalar krize girmekte ve bankalararası faizler yükselmektedir. Bu arada borsalarda bulunan yabancı yatırımcılar paralarını daha güvenli yerlere transfer etmek için borsalardan çekilmekte ve paralarını dövize çevirmektedirler. Böylece, enflasyon artmakta(devalüasyon da ardından gelebilir) ve iç piyasada durgunluk meydana gelmektedir. Bu durum göreceli olarak iyi bir durumdur. En kötü durum, 2001 Türkiye krizinde görülen mevduat sahiplerinin hep birden paralarını bankalardan çekmeleri girişimidir. Bu durumda, şayet merkez bankası, bankaları yerel para ve döviz cinsinden fonlayamıyorsa, halk değişi ile hazinede para yoksa, kriz daha derinleşmektedir. Ortaya, enflasyonu yüksek, halkı daha fakir, yatırımları durmuş, işsizliği artmış bir manzara ortaya çıkmaktadır. Ve kriz uzun sürelidir. 2001-2008 yılları arası krizin geçmemesi bu duruma bir örnektir.
ABD’de yaşanan tüketim çılgınlığı, verilen tüketici kredilerinin genişlemesi bireylerin gelirlerinden daha fazla tüketim yapmalarına sebep olmuştur. Dolayısıyla mortgage kredilerinin dönüşümünde bir aksaklık yaşanmış ve bu aksaklık kriz halini almıştır.Geri dönüşümü olmayan krediler ve düşen satınalma gücü reel sektöre yayılmıştır. Nitekim, ABD ekonomisinde durgunluk yaşanmış ve yatırımlar azalmıştır. Bunlara ilaveten işsizlik artmış ve reel sektör bir darbe daha yemiştir. Bununla birlikte ABD hükümetinin aldığı ekonomik tedbirler(Bankaları bünyesine katması ve bankaları fonlaması) krizin daha da ağırlaşmamasına olanak sağlamıştır. Böylece, reel sektör daha fazla darbe almamıştır. Son iktisadi veriler ABD’de bir durgunluk yaşandığına, işten ayrılmaların arttığına bununla birlikte, istihdamın da arttığına, cılız olsa da kapasite kullanım oranlarının kriz zamanına göre daha sağlıklı hale geldiğine işaret etmektedir. Dolayısıyla, ABD’de kriz dip noktasını görmüştür. Bundan sonra yaraların sarılması safhasına gelinmiştir. Nitekim, reel ve finansal sektördeki gelişmelere çok duyarlı olan Dow Jones endeksi uzun vadeli olarak artmakta, finans sektöründeki kuruluşların zararları yılın ilerleyen çeyrek dilimlerinde azalmakta ve reel sektör kuruluşları karlarını kriz dönemine göre artırmaktadır.
Bununla birlikte, bir yandan artan petrol fiyatları artışı , küresel ısınma sonucu ürünlerin pahalılaşması ve ABD kaynaklı finansal krizin diğer ülkeleri sarsması global krizin dünyayı ne şekilde etkilediği bir soru işaretidir. Bunu açmak biz iktisatçıların görevidir.
ABD’de yaşanan mortgage krizi bu ülkede bulunan bankalarla tahvil ve bonolara ortak olan bankaları derinden sarsmıştır. Bu bankalar genellikle AB bankalarıdır. Diğer yandan, ABD’nin faiz indirimine gitmesi bu ülkenin diğer ülkelere olan ihracatını artırmış ve bu ülkelerden ithalatını azaltmıştır. Dolayısıyla, dünyanın en büyük ithalatçısı(dış ticaret hacmi dünya dış ticaret hacminin yaklaşık yarısı) olan bu ülkedeki politika bu ülkeye ihracat yapan ülkelerdeki firmaları çok zor durumu sokmuştur.AB’nin değerli kur politikası dünya ihracatının bir kısmını AB bölgesine çekmiş ve ihracat odaklı krizin daha da derinleşmesine olanak vermemiştir. Diğer yandan, küresel ısınma ve Çinin gıda ürünlerine olan talebi insanların satınalma gücünü azaltmıştır. Petrol fiyatlarındaki düşüş, iç piyasalarda meydana gelen durgunluğun daha da derinleşmesine imkan vermemiştir. Bu noktada, dünyada ihracatın azalmasından, ve iç piyasanın durgun olmasından dolayı bir sıkıntı vardır. Şayet, AB güçlü para politikasını devam ettirmek istemezse o zaman global kriz uzun dönemli olarak derinleşecektir.
Bu durumun önüne geçmek için hem içsel hem de dışsal ekonomik politikaların uygulanması gerekmektedir. Dışsal politika ABD’nin faiz oranlarını yükseltmesi ve çalışanların ücretlerini(transfer harcamaları) artırmasıdır. AB de güçlü para politikasını en azından ABD’de yaralar sarılıncaya kadar devam ettirmelidir.Ülkelerin uygulayacağı içsel politika ise, bu ülkelerin transfer harcamalarını artırmasıdır. Böylece, dünyada bir yandan ihracata dayalı devalüasyon politikaları ortadan kalkmakta ve global krizin daha da derinleşmesi önlenmekte bir yandan da iç piyasada reel sektörün çarklarının dönmesi sağlanmaktadır.
Şayet bu politiklara uygulanırsa, orta ve uzun vadede dünya borsalarında yukarı yönlü bir artış meydana gelecektir. Döviz piyasasında fazla artışlar beklememek gerekir.Reel sektör bir müddet daha durgunluk yaşayacaktır.
Türkiye’de de durum diğer dünya ülkelerinden farklı değildir. 1978’de itibaren ülkeyi saran krizler ve bu kriz finans ve reel sektörleri kriz aşamasına getirmiştir. Türkiye’nin bu durumdan çıkış yolu ülkeye giren hammaddelerin bir kısmının devlet tarafından sübvanse edilmesi ve transfer harcamalarının artırılmasıdır.. Böylece, hem iç hem ihracat sektöründe ki durgunluk ortadan kalkacaktır.
Bu politikalar, global krizden çıkış reçeteleridir. Bununla birlikte, global krizlerin sonsuza kadar ortadan kaldırılması için bir dünya merkez bankası nın kurulması dünyadaki yerel para biriimlerinin ortadan kaldırılarak bir ortak dünya para biriminin tedavüle sokulması gerekmektedir. Böylece, bir ülkede meydana gelen finans sektörü krizinin dünyaya yayılması engellenmekte , ihracat odaklı devalüasyonlar engellenmekte ve global krizlerin önü kesilmektedir.

20 Kasım 2008 - 11:08 pm
dolar1n ne zaman d�ecei ve en son ka� ytl ye kadar(sabitlenme durumu) inecei tahmin ediliyor.dolar1n t�rkiye genelinde sabitlenmesi doru olurmu?
29 Ocak 2009 - 11:45 am
piyasadaki -tüketicinin ve ortadiregin elindeki – paranın azalması tüketimi durdurmaktadır aynı zamanda dogal olarak üretimide.
buda üreticinin işçi çıkartması ssk ve vergiyi daha az ödemesi demektir.
devlet gelirleri azalır , para olmadıgı için fiyatlar düşer, işsizlik ve bunalımlar başlar. sermaye sahipleri paralarını üretimden çeker faize yatırır. vergi arttırılırsa döviz ve altın olarak paralarını dışarı çıkartırlar.
2 yıldır piyasalar gizli bir resesyon yaşıyor. işsizlik giderek artıyor. üretim dibe gidiyor. enerji ithalatı cari açıgı arttırıyor.
hidrojen veya elektrikle çalışan motor üretimi acil yapılabilirse enerjinin yarattıgı cari açık azalır. devletin bu tür çalışmalara teşvik verip üretilmesini saglaması en önemli hamlesi olmalıdır.
Merkez bankası özelleştirildigi için devalüasyon -para bollugu- zor görünüyor.
o zaman çıg gibi büyüyen işsizlik, köye (ekmege) dönüş, toplumun yüzde 80 ninde büyüyen fakirlik ve üretimin durması , maliyetin altında satışlar gün geçtikçe artacak mı….
büyük yangınları 3 kova suyla söndürürüz demek geçici çözümlerle çözmeye çalışmakla aynı degilmi görecegiz…
bir kova su da bendem. vatandaşın cebindeki bir adet kredi kartı için 2 yıl erteleme getirilsin. devlet bankalara bu miktarda 2 yıl için faizsiz borç versin. geri ödeme devlete yapılsın.
EGER ÇÖZÜMLER ACİL UYGULANMASSA..
üretim ve tüketim sadece zorunlu ihtiyaç maddeleri ile sınırlı kalır
vergi gelirleri ötv vs vs azalır
devlet ödeme yapamaz duruma gelir
ihracat azalır döviz azalır enerji , ilaç ve kimyasal madde ithalatı yapılamaz duruma gelir kısır döngü işleyen çarkı durdurur çarkın tekrar çalışması kaç yılda saglanır ??? bunlar büyük kayıplardır
çark durmadan çözümler üretmeliyiz.
yoksa evlatlarımızı ve torunlarımızı çok kötü günler beklemiyor mu?