e-konomist.net

e-konomist
Türkiye İktisatçılar SıralamasıArşivİletişimRSSGiriş yapKayıt ol

Farklı yönleriyle Çin Halk Cumhuriyeti’ne bakış

Furkan Evranos
Çin Halk Cumhuriyeti, özellikle geçtiğimiz 20 yıldaki çok hızlı büyümesiyle dünya ekonomi gündeminin en önemli başlıklarından biri olmuştur. 1970’li yılların sonlarında başlayan ve ülkeyi merkezi planlamaya dayanan ekonomik sistemden kontrollü liberal ekonomiye, aşamalı olarak dönüştürmeyi hedefleyen reformlar sayesinde süreklilik arz eden ciddi bir büyüme dönemine giren Çin Halk Cumhuriyeti, 1979 yılında 177 milyar $ GSMH ile dünyanın dokuzuncu büyük ekonomisi iken, 2004 yılında 1.7 trilyon $ GSMH ile ilk 5 büyük ekonomi arasına girmeyi başarmıştır.

Çin 4000 yıllık tarihe sahip olup, milattan sonra 1200 yılına kadar olan dönemde Batı Avrupa ekonomisi karşısında çok daha iyi bir ekonomik düzeye sahip olmuştur. 1200-1500 yılları arasında Çin ekonomisi duraklama sürecine girerken Batı Avrupa hızlı bir ekonomik kalkınma gerçekleştirmiştir. 19.yy boyunca Batılı ülkeler yüksek oranlı büyüme performansı gösterirken, Çin aynı başarıyı gösterememiş ve dünya ile olan ilişkilerini yavaş yavaş minimize etmiştir. 1912’de hanedanlığın son bulmasıyla Çin Cumhuriyeti kurulmuştur. Çin’in dünyadan izolasyonu sonucunda kişi başına düşen gelir 2000 yıl önceki seviyesine gerilemiş ve akabinde ülke Batılı ülkeler ile Japonya’nın işgaline uğramıştır. II. Dünya savaşı sonrası ülkenin Japon işgalinden kurtulmasından sonra 1949 yılında sosyalistler iktidarı ele geçirmiş ve Mao Zedong liderliğinde Çin Halk Cumhuriyeti kurulmuştur.

Mao, Çin’in milli gelirinin çok kısa sürede büyük oranlarda arttırılması amacıyla belirli plan uygulama koymuştur. Bu plan kırsal bölgelerin sanayileşmesini, çelik fabrikalarının her yerleşim biriminde kurulmasını içermekteydi. Ekonomik çıkardan ziyade ideolojik çıkarlar esas alınmıştır. Ancak Sovyetler’den yeterince yardım alınamaması, tarım sektörünün beklenen verimi sağlayamaması ve nitelikli iş gücünün olmaması gibi sebeplerden ötürü plan hedefe ulaşmadığı gibi, oluşan muhalefeti bastırma adına devreye sokulan Büyük Kültür Devrimi ciddi sosyal ve ekonomik tahribatlara sebebiyet vermiştir.

1978 yılında Deng Xiaopig’in başa geçmesiyle Çin, kendine özgü piyasa reformunu başlatmıştır. 1997 yılındaki ölümüne kadar sanayi, tarım, bilim, teknoloji ve milli savunma alanındaki yeniliklerin altında hep Deng’in imzası olmuştur.

Tarihsel gelişiminin irdelenmesi bugünkü Çin ekonomisinin farklı açılardan ele alınması hususunda önemli bir yol gösterici olup, analitik incelememize esas teşkil edecektir. Çin dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri durumundadır. Son üç yıldır yılda % 9.5 oranında büyümüştür. Çin’deki büyüme ihracata endekslidir. Son 10 yıldaki ihracat artışları %30-%40 aralığındadır.

Tablo 1’de çok farklı açılardan Çin ekonomisinin diğer ülke ekonomileriyle karşılaştırılmasına yer verilmiştir. Çin’in ihracatı son 5 yılda % 20 oranında (yıllık) artış göstermektedir. 2004 yılı ihracatı 600 milyar $ olup bu yıl sonunda 750 milyar $ olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Sadece ihracatının değil, aynı zamanda ithalatının da artması beklenmektedir. 2005 yılı için 100 milyar $ tutarında dış ticaret fazlası vermesi şimdiden tahmin edilen rakamdır.Yapılan ihracatın çok büyük bir kısmı Çin’deki yabancı sermaye orjinlidir. Ucuz işgücü ile üretim yapıp ihracat gerçekleştirmektedirler. 2004 yılında Çin’e 50-55 milyar $ tutarında yabancı sermaye girişi olmuştur.

Tablo 1

Karşılaştırmalı Ekonomik Göstergeler, 2002 (Kaynak: DTM)

ÇİN
HİNDİSTAN
JAPONYA
ALMANYA
ABD

GSYİH(MİLYAR $)
1.266
502
3.973
1.994
10.446

KİŞİ BAŞI GELİR
974
480
31.270
24.211
36.406

ENFLASYON (%)
-0.8
4.3
-0.9
1.4
1.6

CARİ İŞLEMLER DENGESİ
2.8
0.9
2.8
2.3
-4.6

İHRACAT (FOB)
325.7
52.7
395.6
615.0
681.9

İTHALAT (FOB)
281.5
65.2
301.8
492.8
1.165

DÜNYA İHRACAT PAYI (%)
5.8
2.5
6.4
9.2
10.4

Çin’in ihracat yaptığı ülkeler arasında Japonya, ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri ilk 3 sırada bulunmaktadır. İthalatında ise ASEAN ülkeleri Japonya, Kore, Tayvan, AB ülkeleri ve ABD önemli pay sahibidir.

Tablo 2

Başlıca İhracat Pazarları’nın Oranları

1970
1980
1990
1995
2000
2002
2003

JAPONYA
1.4
3.1
5.1
10.7
14.5
18.3
18.5

ABD
0
0.5
3.2
6.3
8.6
11.1
12.5

AB
0.6
0.7
3.0
3.8
6.2
7.5
8.9

Kaynak: IMF Direction of Trade Statistics

Tablo 3

Başlıca İthalat Pazarları’nın Oranları

1980
1990
1995
2000
2002
2003

ASYA
15.0
41.0
47.1
53.5
53.1
52.8

AB
15.8
17.0
16.1
13.3
13.1
12.9

ABD
19.6
12.2
12.3
9.6
9.3
8.2

Kaynak: IMF Direction of Trade Statistics

Çin’in uygulamış olduğu döviz kuru politikası (1 USD: 8.27 Yuan) ihracatı teşvik edici bir rol oynamış, oyuncaktan tekstile-elektronik araçlarlardan demir çeliğe kadar tüm piyasalarda Çin firmalarını sektörün lideri haline getirmiştir. ABD Dolarına yukarıda belirlenen orandan bağlanan Yuan’ın tüm nimetlerinden yararlanılmıştır. Çin’in parasını revalüe etmesi özellikle de ABD tarafından desteklenmiştir. Çünkü ABD’nin 2004 yılı ihracatı 819 milyar $, ithalatı ise 1.471 milyar $ tutarında gerçekleşmiştir. Dış ticaret açığı 652 milyar $ olup, bu açık içindeki en büyük payı Çin’e karşı verilen kısım oluşturmaktadır. Dolayısıyla Yuan’ın ABD Doları karşısında değer kazanması ABD’nin Çin’den yapacağı ithalatı sınırlayıp ihracatı arttıracak ve böylelikle dış ticaret açığını azaltmış olacaktır. Türkiye’nin Çin’e 2003 yılındaki ihracatı 238 milyon $ iken ithalatı 1.365 milyar $ olarak gerçekleşmiştir. Dış ticaret dengesi ise Çin lehine 1.125 milyar $ tutarında gelişmiştir.

Çin elbette mutlak bir ekonomik başarı tablosu çizmemektedir. Sendikal hakların olmaması, çalışma koşullarındaki son derece kötü durum, eskiyen teknoloji, verimsiz tarım sektörü, devlet işletmelerinin amatörce yönetilmesi, suistimallerin çok yönlü olması, bankacılık sektöründeki batık kredilerin artması, gelir adaletsizliği ve toplumun geniş bir kesiminin yoksulluk içinde yaşaması öteki Çin’in gerçeklerini oluşturmaktadır.

Tablo 4
Şehirlere Göre Kişi Başına Düşen Gelir

En Yüksek Gelir Düzeyli Şehirler
Yuan
Dolar

Şangay
33.285
4.010

Pekin
22.577
2.710

En Düşük Gelir Düzeyli Şehirler

Guizho
3.088
372

Gungx
5.092
612

Çin, yabancı sermaye çekebildiği, kota sınırlamalarından en az etkilendiği, ucuz işgücü silahını hala ucuz olarak kullanabildiği, Rus-Arap-Japon sermaye fazlalarının Çin’e yöneldiği ölçüde büyük olmaya devam edecektir. Yuan’daki revalüasyon ABD’nin umutlanmasını sağlamayacak kadar önemsiz derecede gerçekleşmiştir (%2.1). ABD açık verirken, Japonya-Rusya ve Körfez sermayesinin fazla vermesi önümüzdeki dönemde mevcut ekonomi politiğini ciddi bir biçimde etkileyecektir.

Yazan: e-konomist | Tarih: 25 Ekim 2007 | RSS | Geri bildirim | Yorum yap

WidgetBucks - Trend Watch - WidgetBucks.com

porno
e-konomist.net e-konomist
porno travesti escort bayan