Evrim geçirmiş kapitülasyonlar (cagatay halac)
EVRİM GEÇİRMİŞ KAPİTÜLASYONLAR
ÇUŞ’lerin günümüz iktidarının desteği ile Gümrük Birliği-Küreselleşme-Serbest Piyasa Ekonomisi gibi argümanların popülaritesini de yelkenlerini şişiren bir rüzgar gibi kullanarak altın çağını yaşaması bize Osmanlı zamanındaki kapitülasyonların modern versiyonunu anımsatmakta olup, dünyadaki uluslararası ticaretin %70’inin ÇUŞ’ler kanalı ile gerçekleştiğini düşünürsek ortaya çıkan tabloya şaşırmamak gerekir. Mal sirkülasyonunda ÇUŞ’lerin etkinliğini dikkate almak ekonomik kalkınmanın dikkate değer prensiplerinden biri haline geldiği bu süreçte gelişmekte olan ve teknolojiye yatırım yapmak isteyen ülkelerin, kendi öz kaynaklarını korumaları ayrıca bu şirketlerin kar transferleri ile vergi gelirlerini aşındırmalarına engel olmaları zaruret halini almıştır.
ÇUŞ’ların kendi şirketleri arasındaki mal ve bunun sonucu para transferlerinin denetimi öncelikle gümrük akabinde vergi mevzuatı ile gerçekleşmektedir. Bu iki ayaktan ilki olan Gümrük uygulamalarında çok tartışılan Gümrük Birliğinin bir sonucu olarak 2000 yılında yürürlüğe giren 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile bir milat yaşanmış olup, bu kabuk değiştirme süreci halen devam etmektedir. Yeni mevzuatın en belirgin özelliğinin beyan esasına dayanması ve bunun hiçbir altyapı hazırlığı yapılmadan (personel-yardımcı mevzuatlar-gümrük modernizasyonu-gümrük müşavirleri gibi) uygulamaya geçilmesi zaman içerisinde denetim eksikliğine, kaçakçılık olaylarının devasa boyutlara ulaşmasına neredeyse ülkenin gündemine oturmasına (akaryakıt-sigara-alkol kaçakçılığı gibi) ve büyük vergi kayıplarına yol açmıştır. ÇUŞ’ler de bu durumdan vazife çıkarmaktan geri kalmayarak fırsatı değerlendirmişler ve karlarını katlamışlardır.Özellikle dünya düzeninin petrol ile şekillendiği günümüzde akaryakıt sektöründe neredeyse Tekel haline gelmiş ÇUŞ’lerin ülke ekonomisi ve siyaseti üzerinde de ağırlıkları artmış zaten yetersiz olan mevzuata müdahale edebilme şansı yakalanmış bu zincirin son halkası olan vergi operasyonları ile şirket karları artarak yavru şirketler arasındaki dış ticaret esnasında transfer fiyatlandırması yöntemi ile bu karlar ana şirketlere transfer edilmiştir. Kuşkusuz bu durum ÇUŞ’lerin faaliyet gösterdiği tüm ülkeler için geçerli olmakla birlikte AB ülkeleri bu suistimallerin önüne geçmek için ortak birtakım tedbirler alarak Kurumlar Vergisi mevzuatında gerekli reformları yapmışlardır. Bizim de 2007 yılında konu ile ilgili 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 13. maddesinde genel hatları ile bazı düzenlemeler getirilmiş olup henüz netice alınmamıştır.
ÇUŞ’ler ile ilgili sadece bu fotoğraftan da anlayacağımız üzere yabancı yatırımın gelişmekte olan ülkelere istihdam yaratma-teknoloji getirme-refah seviyesini yükseltme gibi amaçlarla gelmeyeceğini önceliğinin şirketleri için ekonomik kazanç ülkeleri için gelişmekte olan ülkeler üzerinde ekonomik ve siyasi baskı, kontrol edilebilirlik, bu ülkelerdeki kaynaklar üzerinde söz sahibi olma gibi amaçlarının olduğu, bunun da çok doğal olduğu düşünülerek yabancı sermayenin pozitif ve negatif yönlerini birlikte ele alarak değerlendirmeli bu konuda kamu kesimini, özel sektörü ve toplumu bilinçlendirecek akademik çalışma ve organizasyonlara ağırlık verilmesinin hayati önem taşıdığı kaçınılmazdır.

6 Ocak 2008 - 9:35 pm
sevgili dostum,
gayet güzel olmuş, beynine yüreğine sağlık, bu yazından dolayı seni tebrik ederim, devamını bekliyoruz. :)