e-konomist.net

e-konomist
Türkiye İktisatçılar SıralamasıArşivİletişimRSSGiriş yapKayıt ol

Çin’de işler neden hâlâ tıkırında? (newsweekturkiye.com)

Çin bu yıl kayda değer bir büyüme gerçekleştiren tek büyük ekonomi, çünkü ekonomi ders kitabında yazılı her kuralı düzenli olarak çiğniyor. Çin’de gerçek manada serbest piyasa yok. Devlet istatistikleri düzenliyor, borsaları manipüle ediyor, anahtar endüstrilerdeki fiyatları sabitliyor, stratejik endüstrileri tamamen elinde bulunduruyor, kritik banka havalelerinin söz konusu olduğu noktalarda Komünist Parti üyelerini istihdam ediyor ve onlara kime borç vermeleri ya da nereye yatırım yapmaları gerektiğini söylüyor. Aslında, Çin’in diğer beş büyük ekonomi kadar hızlı yavaşlamamasının nedeni, ekonomistlerin normal zamanlarda devlet müdahalesi diye küçümsediği yeteneğinde saklı. Bu sayede bankacılık sektöründeki yabancı yatırım sınırlandırıldı ve küresel kredi krizinin temelini oluşturan tuhaf finansal buluşlardan uzak duruldu.

Peki, nasıl oluyor da Çin malı ‘komuta kapitalizmi’ işe yarıyor? Bu soru, devleti bütünüyle budala, piyasayı ise doğuştan dahi olarak görmeye eğilimli ekonomistlerin kafasını uzun zamandır meşgul ediyor. Şimdi ABD ve Avrupa’nın, bankaları ve otomobil endüstrisini kamulaştırarak ve finans endüstrisini ağır düzenlemelere zorlayarak devlet denetimine dönmesiyle birlikte bu soru yeniden ivedilik kazandı. Büyük ekonomiler arasındaki en yoksul ve en kaotik ekonomi olan Çin, belki de son 70 yılın en büyük küresel darboğazı olan bu krizi atlatabilmek için en iyi pozisyonu almış görünüyor.

Kriz zamanında Çin’in bürokratları tıpkı Batılı meslektaşları gibi piyasa araçlarından istediklerini seçebiliyor ve aynı zamanda komuta kapitalizminin cephaneliğinden de yararlanma imkânları var. Geçen yılın ilk aylarında emlak piyasası kızışmaya başladığında, bürokratlar bankacılara konut kredilerini kesmelerini emretti. Ardından ev satışları düşmeye başladığında, konut alımlarında vergi indirimi gibi pazar teşviklerini ileri sürdüler. Son haftalarda, devlet harcamalarını arttırmayı ve büyük faiz indirimlerini öngören 600 milyar dolarlık devasa paket de dâhil olmak üzere Batı’dakilere benzer kurtarma paketlerini yürürlüğe soktular. Ama aynı zamanda Batı’da uygunsuz “müdahaleler” olarak görülebilecek düzenlemeleri de uygulamaya koydular. Örneğin geçen hafta, çelik ve inşaat da dâhil olmak üzere devlet endüstrilerinden, hem yurtiçinde hem yurtdışında yatırımlarını çoğaltarak ekonomideki rollerini “etkin biçimde arttırmaları” istendi.


Bir zamanlar Çin’in devlet müdahaleciliği, olgunlaşmamış ekonomisinin kötü bir alışkanlığı olarak görülürdü, oysa şimdi istikrarın koruyucusu olarak değerlendiriliyor. “Sermaye yoğunluğunun en fazla olduğu sektörlerin hükümet kontrolünde bulunması Çin’in başarı şansı konusunda bana ümit veriyor,” diyor yatırım bankası CLSA’nın ekonomistlerinden Andy Rothman. “Hükümet bu sektörlerdeki şirketlere ‘Harcama yapmaya devam edin, yatırım planlarınızı ertelemeyin’ diyebilir.” Büyük ihracat yaptığı pazarlardaki ve kendi borsalarındaki çöküşlere karşın Çin ekonomisi 2009′da yüzde 7′nin üzerinde büyüyecek gibi görünüyor. Bu önceki yıllardaki çift haneli büyüme rakamlarına göre düşük olsa da pek çok ülkeye oranla daha iyi. Devlet bankalarının kredileri gevşetmesiyle, şirketlerin kredi faiz oranları aslında arttı. Yatırım bankası Morgan Stanley’in Asya şefi Stephen Roach, yatırımın “sürdürülebilir büyümenin omurgasını oluşturduğu” bir ülkede, devletin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYİH) yüzde 40′ını kullanarak büyümeyi tehlikeye sokacak ciddi tehditlerle savaşmak için yatırımlara bir kez daha hız verdiğini söylüyor. “Anlaşılan, piyasa temelli diğer sistemlere göre, Çin’in komuta ve kontrol sistemi, ekonomik gerilim zamanlarında çok daha etkin biçimde işliyor.”

apitalist üretim yöntemlerini teşvik etmekle suçlanan Çin Komünist Parti üyeleri için kullanılan “capitalist roader” siyasi teriminin ortaya çıkmasına sebep olan Çinli lider Deng Şiaoping, “Fare yakaladığı müddetçe kedinin siyah ya da beyaz olması fark etmez” dediğinde, ekonomik büyümeyi ideolojik netliğin üzerinde bir yere koymuştu. Şimdi Çinli liderler Deng’den alıntı yaparak onun Çin halkına önerdiği temel uzlaşmayı savunuyor: Komünist Parti mutlak politik gücü elden bırakmazken, otokratik kapitalizm ekonomik büyümeyi sağlayabilir. Bu liderlerin çoğu şimdilerde, demokratik bir Çin’in, küresel durgunlukta ilerlemek şöyle dursun, hayatta bile kalamayacağını savunuyor. “Çin demokratik bir serbest piyasa ekonomisine hazır değil,” diyor Şanghay Finansal Hizmetler Müdürlüğü’nün Batı’da eğitim görmüş yöneticisi Fang Xinghai. “2000′deki ABD seçimlerinde ne olduğunu düşünün. Aynısı Çin’de olsaydı savaş çıkardı. Deng’in dehası, 30 yıl önce Çin’i piyasa ekonomisi yoluna sokmasıydı. (Reformların getirdiği değişikliklere dayanabilmek için) Ülkenin istikrarlı bir politik sisteme ihtiyaç duyduğunu biliyordu. Sistemimiz ne olursa olsun, Çin’e uygundur.”

Çin’de işler tıkırında. Çünkü ülke daha özgür bir piyasaya doğru yavaş ama kararlı bir dönüşüme odaklanan radikal bir pragmatizm tarafından yönetiliyor. Deng bunu, “Sağlam taşları tek tek bularak nehri geçmek” olarak adlandırmıştı. Devlet hâlâ, güçlü ve stabilize edici bir el kullanıyor ama özel sektörü serbest bırakıyor ki, bu sektör şu anda ekonominin en az yarısını kontrol ediyor. Mülkiyeti devletin elinde olsa da özel bir şirket gibi davranmasına izin verilen şirketleri de katarsak bu oran yüzde 70′e kadar yükselir. Bu oran 1990′ların başında yüzde 17 civarındaydı. CLSA’nın rakamlarına göre bu süreçte GSYİH’da yüzde 60′lık bir artış gerçekleşti ve yeni istihdamın üçte ikisi özel sektör tarafından yaratıldı.

1995′te Çin, devlet endüstrisini parçalara bölmek için devrimci bir hamle başlattı. Bu girişim, altı yılda 46 milyon kamu işçisini (bu rakam Fransa ve İtalya’daki toplam işgücüne eşittir) işsiz bıraktı. İzleyen yıllarda, modernizasyon devam ederken, devletin işlettiği şirketlerin kârlılığı hızla arttı (örneğin 2004 ve 2005 arasında yüzde 38′e ulaştı) ve özel sektörün ekonomide önemi giderek artan bir rol üstlenmesine izin verildi. Rothman bunu, “uzun bir zaman aralığına yayılan radikal bir değişim” olarak adlandırıyor. Bu dönemde Rusya’nın kapitalizme geçişiyle ilgili sayısız kitap Çince’ye çevrildi. Her şeyden önce Çin, Rusya’nın 90′lardaki “büyük patlama reformlarından” sonra ortaya çıkan kargaşadan kaçınmak istiyordu. Bu kaosun yarattığı Kremlin destekli ekonomik oligarşi, Rusya’nın yakasını hâlâ bırakmıyor.

Çin’in siyasi muhalifler üzerindeki sıkı denetimi, ekonomik reformun getirdiği risklerin üzerini örtmesini sağladı, üstelik bu kriz durumları için de geçerli. Çin, ortalama yıllık gelirinin sadece 760 yuan (500 dolar) düzeyinde olduğu 1980′lerin başlarında, Japonya’dan ve Kuzey Kore’den daha önce, gelişiminin henüz çok erken bir aşamasında Batı yatırımlarına açıldı. Çünkü Deng, ulusal yoksulluktan çıkış yolunun küresel ticaret olduğunu fark etmişti. Deng, köylülerin kentlerde iş aramasına da izin verdi. Bu, seyyar köylülerin isyanlarıyla dolu uzun bir tarihe sahip bir ulus için riskli bir hamleydi. 1989′daki Tiananmen katliamından sonra bile Deng, ekonomik reformları zorlamayı sürdürdü. 1990′ların sonundaki Asya finansal krizinde Çin, Dünya Ticaret Örgütü’ne katıldı ve büyük pazarlara daha fazla açıldı. Aynı sıralarda hükümet, işten çıkartılan işçilerin iş kurmalarına ve devletin sahip olduğu evleri çok ucuz fiyatlarla satın almalarına izin verdi. Böylelikle neredeyse bir gecede, mülk sahiplerinden oluşan bir toplum yaratıldı ve sahne orta sınıf için hazır hale getirildi. Rothman bu durumu, “Dünya tarihinde, servetin bir seferde el değiştirmesinin en büyük örneği” olarak adlandırıyor.

Şimdi, krizlerin en kötüsü ivme kazanırken Pekin, bir yandan kilit sektörlerde piyasa reformlarını sürdürüyor, beri yandan da diğer sektörlerde kontrolü yeniden eline alıyor. Bankalar reformun başlıca hedefi. “Sermaye piyasalarının hâkimiyeti halen bankaların verdiği borçlarla sağlanıyor. Çok az ürünümüz var ve daha fazla kurumsal yatırımcının piyasaya girmesine ihtiyaç duyuyoruz” diyor Fang Xinghai. Bu maksatla Çin, cesurca hisse senetlerinin ötesine geçerek, yeni tipte karmaşık menkul değerlere yöneliyor. Bunların arasında hisse senedi endeks fonları, şirket tahvilleri ve diğer borçlanma ürünleri de var. Opsiyon ve vadeli işlemler ticaretini bile devreye sokan Çin’in buradaki tercihi Batı piyasalarını sarhoş eden karmaşık kredi türev enstrümanları yerine, vadeli petrol sözleşmeleri gibi daha basit araçlar. Menkul kıymetleştirmenin daha sofistike biçimlerinin kredi krizinin ortasında bile istikrar kazandırıcı bir rol oynayabileceğini anlamaları, Çinli liderlerin stratejik düşünme yeteneğinin ve başkalarının hatalarından öğrenebilme becerisinin bir işareti. Çin’in en büyük devlet bankası ICBC’nin başkanı Jiang Jianqing’e Batılı meslektaşlarının en çok hangi özelliğine gıpta ettiği sorulduğunda, Jianqing şöyle demişti: “Yenileşme. Amerikalılar’ın bu konuda tükenmez bir tutkusu var. Belki geçmişte, bu tutkuyu o kadar da iyi yönetemediler ama bundan vazgeçemezsiniz. Bu, girişimciliği ileriye taşımanın en önemli yollarından biridir.”

önüm noktası olacak önemdeki diğer bir hamle ise yeni toprak reformu programı. Bu ileri görüşlü reform sayesinde Çinli köylüler topraklarını yabancılara kiralayabilecek (buna şirketler de dâhil). Çin’de hangi arazinin kime ait olduğunu saptamak bile samanlıkta iğne aramaya benziyor. Dolayısıyla bu reform onlarca yıl sürebilir, yine de fikir şimdiden heyecan yarattı. Kasım ayında emlak danışmanlık şirketi Jones Lang LaSalle (JLL) toprak reformunun 2.5 trilyon dolarlık kırsal mülkiyetin kilidini açacağı tahmininde bulundu. “Toprak reformu Hu Jintao’nun en kalıcı mirası olacak” diyor JLL’nin ulusal araştırma direktörü Michael Klibaner. Köylüleri toprak sahibi tüketiciler haline getirmek ileride bir tüketim toplumunun yaratılmasının başlangıç noktası olabilir. Bu, Çin’in ithalata olan bağımlılığını azaltacak ve dünya ekonomisini yeniden dengeye oturtacaktır.

“Çinli liderler, yeni bir yöne doğru bir kere sinyal verdi mi, sonra çok nadiren tereddüde düşer” diyor Rothman. Kendisi, ABD ve Çin arasında yuanın değeri yüzünden çıkan politik muharebenin bizzat tanığı olmuştu. ABD, Çin’i ihracatını artırmak için yuanın değerini bilerek düşük tutmakla suçluyordu oysa bu suçlama yuanın, 2005 yazından 2008′e kadar aşama aşama yüzde 21.5 oranında değer kazandığını göz ardı ediyordu. Yuan’ın değeri son birkaç ayda biraz düşse de çoğu ekonomist Pekin’in bir miktar değer artışına izin vermeye devam edeceğine inanıyor, böylelikle Çin’in ihracattaki rekabet gücü ihtiyacıyla, dünyanın daha dengeli bir ticaret akışına olan gereksinimi dengelenebilecek.

Serbest ve yönlendirilen piyasalar arasındaki denge, Çin’in fiyatları sabitleme yaklaşımında ve finansal sektörler, telekom, kamu hizmetleri, enerji gibi anahtar sektörlerdeki devlet kontrolünde de görülebilir. Bu endüstrilerin bazıları kısmen özelleştirildi. Örneğin telekomda donanımla ilgili pazar yabancılara açık, çünkü yabancılar sermaye ve deneyim getiriyor. Şimdi dünya çapında rekabet edebilecek hale gelen Huawei örneğinde olduğu gibi, bu deneyim zaman içinde yavaş yavaş yerel şirketlere de geçiyor. Ancak daha kârlı olan telekom hizmetleri pazarı, hâlâ yetkili makamların elinde ve onlar da mobil telefon konuşmalarını istedikleri gibi ücretlendirebiliyor. “Çin fiyatları kontrol ediyor, bu doğru” diyor Fang, “ancak piyasayı her zaman bir adım arkasından takip ediyor; temel dayanak noktası her zaman piyasa.”

Örneğin son zamanlarda, fiyatları uluslararası normlara çekmek için Çin, petroldeki sübvansiyonları kesmeye başladı. Bu, CLSA’dan Rothman’a göre devlet tarafından sabitlenen tüketici fiyatlarının oranını yüzde 95′ten yüzde 5′e kadar indiren 15 yıllık bir sürecin parçası. Moskova fiyatları düzenlemeyi bırakınca 1991 ve 1992′de yüzde 1000′lik enflasyon artışı Rusya’yı vurmuştu. Bu durumu yaşamamak için böyle yavaş bir geçiş öngörüldü. “Çinliler, şok tedavisi istemiyor; çünkü şu ispatlandı ki, şok tedavisi denen şeyde tedavi falan yok, sadece şok var” diyor Brookings Institute’ün kıdemli üyelerinden Cheng Li.

Çin liderlerinin piyasaları böyle yönlendirme konusundaki özgüvenleri, birçoğunun mühendis kökenli olmasından, yani bir plana dayanarak inşa etme eğitimi almalarından kaynaklanıyor olabilir. Dokuz en üst düzey parti yöneticisinden sekizi, mühendislik altyapısından yetişme ve bu uzmanlıklarının getirdiği pratiklik onların neden Batılılar’ın riskli finansal icatlarını satın almadıklarını kısmen açıklayabilir. Yakın zamanda Barselona’da yapılan bir iş konferansında Çin Parlamentosu Danışma Konseyi’nin başkan yardımcısı ve Çin Mühendislik Akademisi’nin başkanı Xu Kuangdi, son 10 yılda Batılı bankacılar tarafından satılan “sanal” enstrümanlarla dalga geçmişti: “Sanki bankaların anlayamadığı ya da düzenleyemediği enstrümanları icat eden fizik doktorları var. Yatırımcılar da onların enstrümanlarının ne kadar harika ve gerçek mal üretmekten çok daha iyi olduğuna ilişkin hikâyelerini dinliyor. Herkes de bir rüyanın içinde çalışıyor.”

Görece yetenekli teknokratlar tarafından yürütülen komuta ve kontrol sistemi Çin’de işlerin hızla yapılmasını sağlıyor. CLSA’nın Çin Gerçeği araştırma bölümünün başındaki David Murphy, ülkenin büyümeyi desteklemek için gösterdiği çaba üzerine yazdığı yakın tarihli raporda, “Çin devletinin tutarlı bir şekilde hareket ederek insanlarını ve kaynaklarını ortak bir hedef için seferber etme yeteneği beni her zaman büyülemiştir” diye not düşüyor. Çin’in bu durumu Rusya’yla tam bir zıtlık oluşturuyor. Rusya’daki, hayduttan bozma aristokrasi, yatırımcıların da yetkililerin de, bir an sonra ne yaşanacağına dair hiçbir fikir edinemediği bir “her şey mubah” ortamı yarattı.

önetimdeki mühendisler, gayet sürece odaklı ve performans ölçümüne saplantılı bir sistemin denetimini ellerinde tutuyor. En üst düzeydeki hükümet yetkililerine yakın çalışan bir ekonomist, bunların birçoğunun akşam yemeği partilerinde aynı marka Chateau Lafite Bordeaux şarabını ikram ettiklerini çünkü bu şarabın Wine Spectator dergisinin ünlü yazarı Robert Parker’dan fevkalade bir not aldığını vurguluyor. Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan Büyükelçi Wu Jianmin, Wuxi şehrinin belediye başkan yardımcısı ile yaptığı yakın zamanlı bir görüşmeyi anımsatıyor. Başkan yardımcısı, kendi yerel ekonomileriyle, kişi başına düşen gelir artışının benzer oranlarda olduğu 1970′lerin ABD ekonomisini karşılaştırmış ve hizmet sektörünün neden kendi ülkelerinde ABD’deki kadar büyüme göstermediği üzerine kafa yormuş. O zamandan bu yana şehrin parti sekreteri, hizmet sektörü yeteneklerini araştırmak için ABD’de bulunuyormuş.

Performans standartlarını karşılayamayan liderler, sıklıkla bundan sorumlu tutuluyor ve görevden alınıyorlar ki, bu pek çok gelişmekte olan ülke için halen alışılmadık bir durum. Sözgelimi, Ekim’de daha yüksek protein seviyesi kazandırmak için içine melamin katılan süt yüzünden en az altı Çinli çocuğun ölmesi ve 300 bininin de hastalanmasına yol açan skandalla ilgili olarak hızlı bir görevden alma işlemi yapıldı. Süt üreticisi firma Sanlu’nun bulunduğu şehirde, aralarında belediye başkanı ve parti sekreterinin bulunduğu altı yetkili görevden alındı. Çin’in en üst düzey gıda güvenliği müfettişi de daha düşük seviyeli bir göreve getirildi ve şirketin başkanına dava açıldı. Bu tür hamleler halkın öfkesini nadiren dindirse de yetkilileri titretmeye yetiyor.

Net performans hedefleri Çinliler’in, Amerikalılar’da görüp de gıpta ettiği verimlilik temelli değerler sisteminin bir parçası. Şimdilerde Çin’deki her beş üst düzey yetkilinin dördü, bir süreliğine ABD’deki üniversitelerde eğitim görüyor (Harvard’daki Kennedy School’un adı ‘Dördüncü Komünist Parti Okulu’na çıktı). Çin halkının bu aşamada istediği şey hâlâ zenginlik ve istikrar; bu hedefi belki de Amerikalılar’ı bile aşan kapitalist ve pragmatist bir hevesle kovalıyorlar. Hem New York’taki Cornell Üniversitesi’nde hem de Pekin’deki Cheung Kong Lisansüstü İşletme Okulu’nda ders veren Huang Ming, insanlara ABD’nin en iyi üniversitelerinden birinde profesör olduğunu söylemenin Amerika’da saygınlık uyandırmaya yettiğini ama Çinliler’in “Tamam çok güzel de söyle bakalım kaç para kazanıyorsun” diye sorduğunu belirtiyor, şakayla karışık.

Elbette Çin’de refahın artması, yolsuzluk için de yeni imkânlar yarattı. Yine de rüşveti önlemek de dâhil olmak üzere bu konuda sürekli ilerlemeler göze çarpıyor. On yıldan kısa bir sürede, Çin, Uluslararası Saydamlık Örgütü’nün dünyanın en yolsuz ekonomileri sıralamasında 52′incilikten 72′inci sıraya düştü. Çinli ve Batılı iş insanları bu konu üzerinde adlarını vererek konuşmayı pek istemeseler de, hepsi Çin’deki yolsuzlukların vahşi ve işlere engel oluşturan tipte değil de tam tersine işleri kolaylaştırıcı yönde çalıştığı konusunda hemfikir görünüyor. “Birilerinin belinde silahla kapınıza dayanmasından korkmanıza gerek yok” diyerek gülüyor Şanghay’da iş yapan Britanyalı bir işadamı. Birçok gelişmekte olan pazarda çalışan büyük Avrupa firmalarından birinin başkanı şu karşılaştırmayı yapıyor: “Rusya’da köprü inşaatı için 100 dolarlık ihale söz konusuysa aradaki memur 90 dolar alır. Çin’deki memurlar da aynı durumda 30 dolar alır ama en azından bilirsiniz ki, köprü gerçekten inşa edilecektir.”

Birçokları Çin’in en zengin adamı Huang Guangyu’nun (elektronik perakende ağı Gome’un kurucusu), içeriden aldığı bilgilerle yaptığı hisse alışverişi nedeniyle tutuklanmasını, hükümetin yolsuzlukları kovuşturmakta daha da ciddileştiğinin bir kanıtı olarak gösteriyor. Bağımsız ekonomist Andy Xie (önceden Morgan Stanley’de çalışıyordu), Huang’ın başına gelenlere rağmen Gome’un ayakta kalabildiğinin altını çiziyor ve bunu Çin piyasalarının olgunlaşmasına örnek gösteriyor. Xie hisse senedi sahipliğinde yapılan son yasal değişikliklerin piyasaları daha akışkan hale getirdiğini ve devlet yetkililerinin kontrolünün dışına çıkardığını vurguluyor. Yetkililerin, Ağustos’tan bu yana damga vergilerinde kesintiye giderek hisse senedi piyasalarını canlandırma çabalarının boşa gitmesinin nedenlerinden biri de bu. Piyasa giderek devletin artık kontrol edemeyeceği kadar özgür hale geliyor.

u sıkıntılı dönemde devletin ekonomideki elinin güçleneceği söyleniyor. Yeni canlandırma paketinin çoğu, bu parayı hızla harcama kapasitesine sahip ulaşım, enerji ve inşaat gibi devlet kontrolündeki sektörlere gidecek. Pekin, yeni 3G (üçüncü nesil) mobil lisanslarını yürürlüğe sokmak için bu anı seçti, böylece devletin elindeki telekom sektörüne daha fazla para akacak. Hong Kong’ta yatırımcıların örtük devlet güvencesi nedeniyle, paralarını özel bankalardan kamu bankalarına aktardığı yönünde kanıtlar var.

Belki de, Çin’in melez piyasalarındaki en ilgi çekici evrim, liderlerin kamuoyu eğilimlerini -buna politik eğilimler de dâhil- takip etme yöntemini değiştirmesinde yaşanıyor. Pekin, yerel yetkilileri Amerikan tarzı halkla ilişkiler taktiklerini öğrenmeleri için dışarıdaki danışmanlara yolluyor. Bu eğilim, ekonomik gerilimle birlikte tetiklenen halk protestolarını sessizleştirmek için başlatılan yeni “açıklık” kampanyasının bir parçası. Geçen Kasım’da Çin’in en büyük belediyesi Chongqing’de parti sekreteri Bo Xilai, grevdeki binlerce taksi sürücüsüyle konuşmak için sokağa çıktı. Bu, üst düzey bir parti yöneticisi için neredeyse emsali görülmemiş bir yaklaşımdı. Bo, daha sonra hükümet yetkilileriyle şoförleri ve halk temsilcilerini bir toplantıda biraraya getirerek bir anlaşma bulununcaya dek tartışmalarını sağladı. Yapılan anlaşmada, işletim gideri kesintilerinin düşürülmesi, benzin sübvansiyonlarının arttırılması ve taksicilerin sendika kurmasına izin verilmesi yer aldı. “Hükümet, geçmişin hatalarından ders çıkarıyor,” diyor Pekin merkezli ekonomi dergisi Caijing’in yazı işleri müdürü Wang Shuo. “Son on yılda çok fazla toplumsal huzursuzluk yaşandı ama artık bu durumları çok daha iyi yönetiyorlar; kan dökülmüyor ve büyük yan etkiler görülmüyor. Bunun kendileri için bir ölüm kalım meselesi olduğunu anladılar.”

Kamuoyunun sağduyulu biçimde yönetilmesi, ekonomik göstergelerin iyiye gitmesi kadar kritiktir. Çinliler seçim yapabilme düşüncesini çok seviyor. İzleyicilerin kazananı oy vererek belirlediği “American Idol” benzeri realite şovların popülaritesi çok fazla. Politik önderlerin seçimi için oy kullanamasalar da, şimdi pek çok yerde, yerel yönetimle ilgili düşüncelerini açıklayabilecekleri web siteleri var ve yerel yöneticiler, kendilerine yöneltilen bireysel şikâyetleri üç gün içinde yanıtlamakla yükümlü. Kent yönetiminin değişik birimlerinin, halk tarafından beğenilme ölçeği, bu sitelere yollanan olumlu ve olumsuz yorumlara göre saptanıyor.

Bu, siyasi kararları etkilemenin yanı sıra hükümetin, interneti ve kamuoyunu yerel yönetimler üzerinde bir baskı unsuru olarak kullanma stratejisinin de bir parçası. Pekin merkezli piyasa araştırmaları şirketi Horizon’un başkanı Victor Yuan, hükümetin olimpiyat biletlerinin fiyatlarını belirlemesi ve uzak bölgelerdeki doğalgaz dönüşümü için istenecek ücretleri saptaması için kamuoyu anketleri yürüttü. Amaç, çok yüksek ücretlerin belirlenmesi halinde ortaya çıkabilecek toplumsal tepkinin önüne geçmekti. Gelecek yıl, 10 bin orta ve üst düzey Çinli yetkili hakkında bir anket başlatılacak. Yuan, yakın gelecekte, belki de 2014′te, böyle bir anketin en üst düzey yöneticiler için de düzenlenmesinin mümkün olduğuna inanıyor. “Bu, performans odaklı yönetimin mükemmel bir örneği, sorun yaşamamak için halkın ne istediğini anlamak istiyorlar,” diyor Yuan. “Deng’ten bu yana liderler artık Süpermen değil. Halkın onayına ve meşruluğa ihtiyaçları var.”

Radikal pragmatistler için bile Deng’in sözünü yerine getirmek giderek zorlaşıyor. 30 yıl önce Çin’de 963 milyon insan yaşıyordu ve bunların yüzde 30′u açtı. Bugün 1,3 milyar insan var ve bunların yüzde 97’sinin karnı doyuyor, ancak orta sınıfa atlamak (şu anda Çinliler’in sadece yüzde 6’sı bu sınıfta) daha zor. Morgan Stanley’den Ruchir Sharma, Çin’deki kişi başına düşen GSYİH’nın yakın zamanda 3 bin doları bulduğuna işaret ediyor. Bu seviye, Japonya’nın mucize ekonomisinin yavaşlama göstermeye başladığı olgunlaşma aşamasıydı.

Çin’in başarılı komuta kapitalizmi aynı zamanda ABD ve Avrupa için sınırlı da olsa bazı dersler taşıyor. ABD gibi gelişmiş bir ülkede büyümeyi canlandırmak,

otokratik bir rejimin, yolun olmadığı yerde -ki Çin’in bazı bölgelerinde gerçekten yol yok- mühendislere ‘yol yapın’ emri vererek üretimi kabartmasından çok daha zor. Yine de giderek zenginleşen Çin örneği o kadar iyi işliyor ki, incelemeye değer. Üstelik incelemeyi hak etmesinin tek nedeni, kredi krizinin serbest piyasa ortodoksisini tartışmaya açması da değil. “Çin’in hem kredi krizi hem de güven krizi yaşamayan tek büyük ülke olduğunu hatırlamak önemli,” diye not düşüyor Rothman. “Şunu hâlâ rahatlıkla söyleyebiliriz ki; kimse Çin hükümetinin işlerin altından kalkacağından şüphe etmiyor.” Wen Jiabao’nun söylediği gibi, “Güven, altından daha önemlidir” ve Çin halkı hâlâ sistemlerine inanıyor -en azından şimdilik.

(Pekin’den Melında Lıu ve Mary Hennock, Şanghay’dan Duncan Hewıtt’in katkılarıyla)

Yazan: Murat Çokgezen | Tarih: 26 Ocak 2009 | RSS | Geri bildirim | Yorum yap

Yorum yapın




e-konomist.net e-konomist

compro cialis levitra generico comprar cialis kamagra en france viagra versand cialis kaufen compro cialis aquisto levitra receta viagra

cheap viagra india cialis pricing cialis prescribing information cialis made in india cialis tablets oral sildenafil buy viagra in sydney indian viagra tablets cheap vardenafil vardenafil price buy levitra in uk generic viagra sale viagra discount coupon buy viagra in singapore liquid sildenafil cialis 10 mg daily viagra pills indian sildenafil purchase cialis online without prescription viagra professional price buy viagra prescription online viagra by mail order viagra without a prescription indian viagra sold in uk levitra 20 mg cialis sales buy viagra in india tadalafil cheap generic viagra without prescription viagra 50mg price vardenafil 20mg apcalis oral jelly levitra prescription purchase viagra canada viagra how it works viagra fast delivery buy viagra in thailand viagra 50mg cost generic sildenafil 100mg buy cialis no prescription tadalafil overnight viagra non prescription levitra australia cialis 50 mg generic cialis cialis 20 mg tablets viagra suppliers in uk 25mg viagra buy cialis professional buy viagra in spaine levitra 20 mg price buy generic cialis online viagra prescription generic viagra blue viagra viagra mastercard cialis pills for sale silagra cipla cialis daily use price viagra prescribing information levitra online sales revatio price cialis liquid viagra 20mg sildenafil tadalafil over the counter sildenafil cialis suppliers cialis purchase sildenafil sales tadalafil tablets in india generic vardenafil sildenafil without prescription buy viagra professional order cialis without prescription viagra ajantha viagra pills for men buy viagra with no prescription viagra by intas pharma buy viagra in sweden generic viagra paypal cialis online prescription viagra online india tadalafil sample cialis 20 mg cost purchase viagra without a prescription cialis without a prescription tadalafil oral jelly buy viagra in dublin order cialis viagra 100mg viagra 200mg ranbaxy caverta cialis in india cheap viagra fast shipping sildenafil price online prescription viagra indian generic viagra buy cheap cialis tadalafil tablets 20mg tadalafil buy indian viagra cost