Yazan: Murat Çokgezen | Tarih: 5 Haziran 2009
Bu adamların yasadışı işler peşinde koşan ya da mızır tipler olduklarını sanmayın. İsveç kökenli Korsan Parti’nin kurucularının duruşları, amaçları belli. 2006 tarihinde kurulan “Piratpartiet”, bugün İsveç dışında pek çok ülkede de* faaliyetlerini sürdürüyor. Çalışmalarını, alıştığımız anlamda “sağ-sol siyasetinde” değil, bambaşka, çoğu insanın göz ardı ettiği bir dizi noktada yoğunlaştırıyorlar. “Sağ ya da sol, aralarındaki çizgi artık pek de belirgin değil” diyorlar ve devrime gerek olduğunu düşündükleri üç konuya odaklanıyorlar: Birincisi telif hakları sistemi reformu, ikincisi tıbbi patentlerin ortadan kaldırılması, üçüncüsü de, özellikle 11 Eylül’den sonra devletler tarafından giderek daha fazla mercek altına alınan özel hayatların korunması.
Internet’teki popüler dosya paylaşım sitesi Pirate Bay’e yapılan polis baskınının ardından üye sayısı bir anda artan, geçtiğimiz ay site kurucularının hapis cezasına çarptırılmasından sonraysa üç katına çıkan (46 binden fazla üye) Korsan Parti, telif hakları kanunlarının kültürel paylaşıma engel olduğunu savunuyor. Partiye göre telif hakları, üretilen ve dağıtılan bir ürünü teşvik etmek yerine, bu ürünün paylaşılmasını kısıtlıyor. Ticari amaç gütmeyen tüm kopyalama ve kullanımın tamamen bedelsiz olmasını ve telif haklarının, eserin yayımlanmasından itibaren 5-10 yıl boyunca geçerli olmasını savunuyorlar.
İlaç patentleri konusunda da bir devrim öneren Korsan Parti, şu anki sistemin hem ahlaki hem de ekonomik açıdan büyük bir sorun olduğu kanısında. Söz konusu patentler nedeniyle ilaç temin edemeyen ve üretemeyen üçüncü dünya ülkelerinde her yıl sayısız insanın hayatını kaybettiğine dikkat çekiyorlar. Ar-Ge çalışmaları devletler tarafından desteklenen Novartis, Pfizer gibi büyük ilaç şirketlerinin yıllık mali raporlarını incelediklerinde, 1 milyar dolara varan yeni ilaç geliştirme fonlarının sadece yüzde 15′ini Ar-Ge’ye ayrıldığını, kalanınsa pazarlama, tanıtım gibi alanlara dağıtıldığını görmüşler. Partinin önerisi, devletlerin ilaç şirketlerine bu kadar fon sağlamak yerine, bu paranın yüzde 20’sini doğrudan Ar-Ge’ye kanalize etmesi, ulaşılan sonuçların herkese açıklanması ve ilaç şirketlerinin üretimi üstlenmesi. Benzer şablonların, halen bir çok jenerik ilacın üretiminde başarıyla kullanıldığını hatırlatıyorlar.
Devamı »
Yazan: Murat Çokgezen | Tarih: 2 Haziran 2009
Başkan Obama nihayet Çin büyükelçisini seçti; üstelik bunu yapmak için epeyce geç kaldı. Büyükelçi Jim Huntsman’ın 2012 başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti adayı olacağı söylentilerinden dolayı basın bu tercihin iç politikadaki olası etkileri üzerinde durdu. Washington’ın kendi politikasına odaklanması ise, küçük bir noktanın gözden kaçmasına neden oluyor: Huntsman dünyadaki en önemli ikili ilişkinin önemli adamı olmak üzere.
Obama yönetimi vites atarken Çin hükümeti kenarda boş oturmuyor. Başka bir deyişle, cennetin altında kaos vardı ve Pekin’in durumu mükemmel. Geçen iki ay boyunca Pekin, ABD yönetimindeki ekonomik ve finansal düzene meydan okuma olarak tanımlanabilecek bazı adımlar attı. Mart ayında Başbakan Wen Jiabao yıllık basın toplantısında ABD’nin mali politikaları ile ilgili çekincelerini açık bir biçimde dile getirdi. Mart ayı sonlarında da Çin Merkez Bankası Başkanı Zhou Xiaochuan, dünya rezerv parası olarak dolara bel bağlamanın maliyetinin, sağlanan faydayı aştığını söyledi. Xiaochuan, dolardan uzaklaşmak için IMF’nin Özel Çekme Hakları (ÖÇH) modelinden uyarlanan “süper-egemen rezerv parası” oluşturulmasını önerdi. Londra’da gerçekleşen G20 zirvesinde Wen, IMF’nin özel çekme haklarına verdiği borçları 250 milyar dolara kadar yükseltecek bir anlaşmayla amacı doğrultusunda ilerlediğini gösterdi. Financial Times’ın iddiasına göre Çin, dolardan uzaklaşırken son beş yıl içinde elindeki altın miktarını ikiye katladı. Çin Halk Bankası, yuan’ın küresel ölçekte kullanımını artırmak için Belarus, Malezya ve Arjantin gibi ülkelerle 95 milyarlık para takası başlattı. Çin aynı zamanda, bir döviz takası anlaşması olan Chang Mai İnsiyatifi’nin genişlemesine destek verdi. Financial Times’a göre Brazilya, Çin’le ticaretinden doları çıkarmak için ön müzakere sürecinde.
Devamı »
Yazan: kamilsensoy | Tarih: 13 Mayıs 2009
yasası olmamasına ve finans şirketi olmamalarına rağmen kendilerini finans şirketi gibi konumlandıran bu şirketler hızla çoğalıyor muğlak sözleşmelerle kendilerini her zaman hukuk karşısında korumaya alıyorlar barter yapacak şirketlerin sözleşme imzalamadan önce hukuk müşavirleriyle bilgi alişverişinde bulunmaları çok önemlidir. kamil şensoy
Yazan: Murat Çokgezen | Tarih: 11 Mayıs 2009
Hafta sonu medya tamamen Meksika’da 1000′den fazla kişinin Domuz Gribi’ne (Influenza A H1N1 olarak da bilinen) yakalandığı haberleri üzerinde yoğunlaştı. Yaklaşık 90 kişi bu salgında hayatını kaybetti. Hastalık, aralarında ABD’nin de bulunduğu başka ülkelere de yayılmış görünüyor. Salgınla ilgili en önemli bilgilerden biri, ABD ve Kanada’da vakaların “hafif” olarak tanımlanması.
Tehlikeli grip virüsleriyle ilgili haberlere eşlik eden ilk unsurlardan biri, bir salgın hastalığın etkilerinin ekonomik değerlendirmesi. Geçenlerde yayımlanan bir makaleye göre, Reuters 2008 yılında, IMF’nin bir grip salgınının 3 trilyon dolara mal olacağını, toplam Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’da yüzde 5′lik bir düşüşe yol açacağını söylediğini aktardı. Başka bir deyişle, salgın hastalık, şu anki derin iktisadi durgunluğu dünya çapında bir depresyona dönüştürebilir.
Geçen 10 yıl içinde, Asya’nın dünyanın geri kalan bölgelerine yayılan kuş gribi konusunda benzer endişeler yaşansa da, korkular gerçek olmadı. Son salgın hastalık, 1968′de ve 1969′da görülen Hong Kong gribi salgını olarak biliniyor. Hong Kong gribinden ölenlerin sayısının 750 bin ile bir milyon arasında olduğu, bunların arasında yaklaşık 34 bin ABD’linin bulunduğu tahmin ediliyor.
Devamı »
Yazan: kamilsensoy | Tarih: 10 Mayıs 2009
barter yasası henüz yok fırsattan istifade mantar gibi türeyen barter şirketleri kendilerini birer finans şirketi gibi konumlandırıyorlar .yasa çıkarsa mevcut barter şirketleri hangi kriterlere göre lisans alacaklar yasayı kimler hazırlayacak paranın olmadığı mal ve hizmetlerin takas edildiği bir sistemde finans kelimesi işe başka anlamlar yükleyebilir. bu hususta en önemli nokta şu olmalıdır barter şirketlerı asla başka bir işle iştigal etmemeliler holdinglerin grup şirketlerinin yan kuruluşları konumunda asla olmamalıdırlar .
Yazan: kamilsensoy | Tarih: 9 Mayıs 2009
yasası olmayan bir işin tabiki denetimi de olmaz çeşitli kaynaklara göre 250 ile 400 milyon dolar cıvarında oldugu iddia edilen barter ticaret hacmi tabiki denetlenemiyor her yasası olmayan işte olduğu gibi ortada kalan mağurlar ne yapacaklar yasa yoksa bir olumsuzluk halınde hangi hukuki kriterlere göre haklarını arayacaklar .yüksek faize kapılan banker ve banka mağdurlarına birde barter mağdurları eklenirse hiç şaşırmayın .kendi şirketlerine mal veya hizmetlerı parasız temin etmek için barter şirketleri kuruluyor bunun adıda barter finansmanı oluyor. jargon böyle artık yasa yokya garibim küçük ve orta boy işletmelerde her ticaret erbabının iştmekten hoşlanacağı kelimelerle (yeni müşterıler,ciro artışı,vb) barter havuzuna atılıyorlar asıl mesele iddia edilen barter cirosundan ziyade barter havuzuna mal arz edip karşılık bulamayan şirketlerin bir anlamda açığa satılan malların cirosu ne kadar bilen varmı? kamil şensoy robinpan@windowslive.com
Yazan: kamilsensoy | Tarih: 9 Mayıs 2009
barter şirketleri finans şirketleri değildir karşılık garantisi almadan satın alım kredisi açamazlar barter şirketleri barter ticaretini organize etmek arz ve talep havuzu oluşturmak amacıyla hreket etmelidirler
Yazan: kamilsensoy | Tarih: 6 Mayıs 2009
barter yapmak isteyen şirketler barter havuzuna arz edecekleri mal veya hizmetler karşılıgında almak istedikleri mal veya hizmetlerin barter havuzuna arz edilip edeilmediğini hangi sıklıkta arz edilip hangi sıklıkta talep gördükleri konusunda bilgi sahibi olmalıdırlar
Yazan: kamilsensoy | Tarih: 6 Mayıs 2009
küçük ve orta ölçekli şirketlerin barter sistemiyle çalışmaları iş akışkanlıklarını önemli derecede rahatlatır. stokların eritilmesi,atıl kapasitelerin harekete geçmesi yeni tedarikçilerle ve yeni müşterilerle kontakt kurmak barter sisteminin omurgasını oluşturur
Yazan: kamilsensoy | Tarih: 4 Mayıs 2009
barter sisteminin sağlıklı işlemesi için öncelikli olarak barter şirketlerinin komisyon almayı kaldırmaları ve yıllık aidat sistemine geçmeleri gerekmektedir.çünkü komisyon baeterin ruhuna aykırıdır paranın olmadığı bir sistemde komısyon almak beraberinde sistemi rahatsız eden problemleri getirir . bunlardan birisi fiyatların şişmesi ikincisi de sirketlerin komisyon karşılığı olarak mal veya hizmetle ödeme yapmayı teklf etmeleridir.bu iki durumda sistemi ana ekseninden uzaklaştırmaya yeter. birincisinde yapılan alışverişin içine barter şirketine ödenecek komisyonun dahil edilmesi dolayısıyla reel fiyatların üstüne çıkılması demektır ikincisinde ise komısyon karşılığı olarak mal veya hizmetle ödeme yapilması barte şirketlerinin ellerinde yüzlerce çeşit mal veya hizmet birikmesine yol açar .bunların nakte çevrilmesi gerekir ve böylece barter şirketleride tüccar kimliğine girmiş olurlar.bu durum sistemi açmaza sokar .bir diğer önemli noktada karşılık garantisidir barter sistemine mal veya hizmet arz ede şirketlere barter şirketleri nasıl bir karşılık garantisi vermektedirler?
Kamil Şensoy
robinpan@windowslive.com