Bankalarda ücret karşılaştırması (Deniz Gökçe, Akşam 01.11.07)
Bankacılık konusunda öğretim görevlisi Dr. Şenol Babuşçu 21 Ekim tarihli Ekonomist dergisinin 82. sayfasındaki “Bakış” köşesinde “Banka Çalışanlarının Ücretleri” başlıklı bir yazı yayınlamış. Bu yazıda kullandığı verileri Bankalar Birliği’nin WEB sayfasındaki “bankaların personel giderleri” sayılarından almış. Sonra bu sayıları çalışan sayısına bölerek ortalama ücret rakamını oluşturmuş. Aslında bu yaklaşım oldukça hatalı. Bulunan rakam “ortalama personel gideri” ama, bu şekilde bir karşılaştırma çok yanlış sonuçlar çıkartır, özellikle tüm çok şubeli bankalar aleyhine bir görüntü ve algı oluşturur.
Sorulması gerekli, örneğin personel giderlerinin içerisinde outsourcing maliyetleri var mı? Bankalar Birliği verilerinden bu bilgiyi elde etmek galiba mümkün değil. O zaman da karşılaştırmanın nasıl yapılabileceği ortada değil!
Bilindiği gibi personel giderleri deyince içinde (birçok bankada) en azından şu kalemler var: Yönetim Kurulu Üyeleri aylıkları, daimi kadrolu personel ücretleri, fazla çalışma ücretleri, Bireysel Emeklilik giderleri, SSK işveren sigorta primleri, işsizlik sigortası primleri, doktor ve ilaç ücretleri, personel sağlık sigorta masrafları, bireysel bankacılık kampanya primleri, diğer primler, personel yemek giderleri, personel servis ücretleri, fazla mesai ulaşım giderleri, personel benzin giderleri, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücretli yıllık izinler, geri dönüş tazminatı, kasa tazminatı, harcırah giderleri, eğitim giderleri, personel giderleri, personel hayat sigortası masrafı, diğer personel giderleri gibi kalemler! Bu giderler çeşitli tip bankalarda çok farklı bir yapıya sahip. Bazı banka personel giderine yazar, bazısı da başka kalemlere. Bazı banka nakit ödeme anında muhasebe kaydı yapar, bazısı da tahakkuk anında muhasebeleştirir. Yani Bankalar Birliği verileri homojen değildir!
Örneğin “outsourcing eleman ve taşeron ücretleri” birçok bankada “diğer operasyonel giderler” arasında olduğundan burada gözükmüyor. Aynı şekilde “bonuslar” da bu personel giderleri arasında yok. Bu rakamlara bakarak gerçekçi ve güvenilir bir “ortalama ücret” çıkartmak ve karşılaştırma yapmak mümkün değildir!
Diğer bir problem de karşılaştırmaların yapıldığı banka gruplarında. Tüm bankalar bir arada değerlendirilirse, 44 kişi çalışan, çok farklı yapıdaki eleman sayısı açısından küçük, ama modern bir banka olan “West LB” ile “20.261 kişilik Ziraat Bankası” birbirleriyle nasıl karşılaştırılabilir? Çok sayıda şubesi, çok sayıda şoförü, çok sayıda güvenliği olmayan bir modern banka ile, bin küsur şubesi olan ve devlete birçok karşılıksız hizmet veren bir kamu bankası, hangi mantıkla karşılaştırılabilir, aynı kefeye konulabilir ki?
Bu tür sorunlarla karşılaşmamak ve “elma-elma” mukayesesi yapabilmek için banka sektöründe yapılan ücret araştırmalarında, genelde iş-pozisyon eşleştirmesi yapılıp verilere minimum, maximum, ortalama ve medyan gibi değişik aralıklarda bakılmalı!
Türk finans sektöründe şu anda yaşadığımız yoğun uluslararası rekabet ortamında, rekabette kaliteli eleman almak da önemli olduğuna göre, tüm bankaların özellikle ücret karşılaştırması konusunda çok hassas olmaları kaçınılmaz bir durum. Kısıtlı kaliteli kaynak var, herkes bu kaynakları kendi bünyesine katmaya çalışıyor. Dr. Babuşçu’nun makalesi gibi sektörün içini çok fazla incelemeden, kurumsal yapıya çok dikkat etmeyen yazılar, doğal olarak büyük ölçekli bankalara çok zarar veriyor. Örneğin İş Bankası, Akbank, Denizbank, Fortisbank, Garanti Bankası, HSBC, TEB, Yapı Kredi Bankası ve Finansbank insan kaynakları yöneticileri ile konuşulursa onların da bu görüşte oldukları anlaşılabilir.
Son bir önemli nokta da vurgulanmak zorunda: Bu tür bir çalışmanın içinde sadece ücret belirtmek de yeterli olmaz; ücret ve ödül paketlerini oluşturan maaş, sabit gelir, değişken gelir, yan faydalar ve toplam gelir olarak kategoriler ayrılıp ayrı ayrı bakılması gereklidir. Maaşların düşük, ancak toplam çalışma gelirinin çok yüksek olduğu bankalar da az sayıda değildir.
Eğer bankalar arasındaki kaliteli eleman alma rekabetinde, medya kanalı ile haksız bir imaj yaratılmamak isteniyorsa, ki banka yöneticileri açısından bu çok önemli ve çok hassas oldukları bir nokta, inceleme yapanların banka insan kaynakları ve personel yöneticileri ile işbirliği yapmaları, en azından çalışmanın sonuçlarını uzmanlara göstererek, uzman görüşü almaları doğru olurdu diye düşünüyoruz.
Bu satırlar, 25 yılda banka sistemine 40 bin kadar eleman eğitmiş ve 15 yıla yakın banka yönetim kurulu üyeliği yapmış birinin, çok sayıda bankacı ile konuştuktan sonra yazdığı satırlardır.
Sayın Dr. Babuşçu iyi niyetli ve üretken bir kimsedir, ama bankacılık sektörü de “tek bir torbaya tıkılması zor” bir sektördür.
