e-konomist.net

e-konomist
Türkiye İktisatçılar SıralamasıArşivİletişimRSSGiriş yapKayıt ol

Yazar Arşivi

WidgetBucks - Trend Watch - WidgetBucks.com

AYDIN-LIK ÇELİŞKİ(ORPAN)

Yazan: orpan | Tarih: 14 Nisan 2008

Cumhuriyet tarihimizin hiç kuşku yok ki en trajik olaylarından biri Madımak Oteli yangını. Bu olaydaki zıt kutuplardan biri olan aydınlar ile diğer kutup olan muhafazakarların bugün aynı noktada buluşması ise yakın siyasi tarihimizin en dikkate değer çelişkilerinden birini oluşturuyor. Bu çelişkinin analizi ise bugün içinde bulunduğumuz siyasi ve ekonomik ortamın gerçeklerini sorgulamamızı sağlayabilir.

Şöyle ki; Bu kısa sürede ne oldu da düşman kardeşler dost oldular. İktidarın en  stratejik silahlarının başında gelen muhafazakar medya ne oldu da bugünlerde toplumun dışladığı aydın tabir edilen şahsiyetleri konuk olarak baş tacı etmeye hatta bir adım ileri giderek yazar-konuk yazar-yorumcu olarak, son aşamada ise TMSF(tasarruf mevduatı sigorta fonu) ihaleleri ile ele geçirilen medya kuruluşlarında yönetici pozisyonunda istihdam etmeye başladılar. Yirmi yıl önce olsaydı eski siyasilerimiz bu durumu ‘‘dün dündür bugün bugündür’’ repliği ile izah edebilirlerdi. Ancak bugün durum hiç de öyle değil. Bu dönüşümün derinliklerine indikçe iktisat politikaları, küreselleşme, AB gibi gerçeklerin varlığını inkar edemeyiz.

Devamı »


AB’ye Aday En Kötü Senaryo-TÜRKİYE (Çağatay HALAÇ)

Yazan: orpan | Tarih: 27 Şubat 2008

AB-Türkiye ilişkilerinin seyri tüm ekonomistler ve konuya ilgi duyan herkes için bir macera filminden çok, bir tarafta ezenin diğer tarafta ise direnenin başrol ynadığı,sonunun en azından bizim için mutlu bitmeyeceği belli olan Türk-Ecnebi  ortak yapımı bir filme benzemeye başladı. Bu tespiti güçlendirmek için elimizdeki doneler yeterince güçlü ve somut.

1-AB’nin üçüncü ülkeler ile yaptığı Serbest Ticaret Anlaşmalarında bizim lokomotif sektörlerimizin (tekstil-otomotiv gibi) dikkate alınmaması, bu ürünlerin hem AB’ye ihracında  hem de iç piyasada rekabet şartlarını olumsuz etkilemekte olup, Gümrük Birliğinden kaynaklanan bu handikaplara çözüm olabilecek aynı ülkeler ile Türkiye’nin de Serbest Ticaret Anlaşması imzalaması gibi çarelerin AB tarafından desteklenmemesi sonucu oluşacak haksız rekabetin yansımaları üretim ve istihdam  azalması ile dış ticaret açığının büyümesi olarak fatura edilmektedir. Bu gidişata en güncel örneği tekstil sektörünün Türkiye’deki bazı yatırımlarını Mısır’a kaydırmasını verebiliriz.

2-Haziran 2007’de yürürlüğe giren ve AB içinde üretilen veya ithal edilen kimyasalları merkezi bir veri tabanına kaydettirilmesi şeklinde özetleyebileceğimiz REACH TÜZÜĞÜ’nün tetkikinde de Türkiye’nin AB dışı üretici konumunda  gösterildiği görülecektir.Uygulama zaten AB içerisinde birçok soru işaretlerine sahip olmakla birlikte bizi asıl ilgilendiren, bu sektördeki küçük ve orta ölçekli ihracatçılarımıza ek maddi külfetler getirmesi ve ihraç ürünü kimyasal madde formülasyonlarının da AKA’ya (Avrupa Kimyasallar Ajansı) kaydı esnasında deşifre olmasıdır .Söz konusu  tüzüğün ekonomik menfi etkilerinden çok teknolojik ve siyasi boyutunun önemi AB’nin ikili ilişkilerdeki samimiyetini sorgulamamızı gerektirmektedir.    

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün olup, gelinen noktada AB ile ilişkilerimizi tekrar gözden geçirerek bir anlamda swot analizi  yapmak ve buna göre yeni stratejiler belirlemek bu maratonda bazı kazanımlar elde etmenin yollarını da açabilecektir. Gümrük Birliğinin teknik olarak tek tarafın çıkarları üzerine konumlandırılmasının ekonomiye olumsuz etkileri süreklilik  gösterse de AB Müktesebatının 35 fasıl başlığından ekonomi ile doğrudan ilgisi bulunmayan konu başlıklarında üst düzey standartların hayata geçirilebilmesi ülkemiz için bu yolda kazanılan teselli ikramiyesi olacaktır.


Ekonomideki hızlı tren faciası-Gümrük Birliği, Çağatay Halaç

Yazan: orpan | Tarih: 30 Ocak 2008

AB’ye tam üye olmadan Gümrük Birliğine dahil olmanın sancıları kamuoyunu yeterince meşgul ederken Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliğini otoriteye bağlayan 1/95 sayılı OKK’nın (Ortaklık Konseyi Kararı)  en önemli başlıklarından olan kurumsal işbirliği kapsamında, vergi denetimini zaafiyete uğratan mevzuat reformlarının dayatılması bu ortaklığın ülkemiz lehine işlemediğinin en somut örneklerinden birini teşkil ediyor.

Bu bağlamda 19.01.2008 tarihli R.G.’de yayımlanan ve yayım tarihinden 6 ay sonra yürürlüğe girecek olan 60 seri nolu Gümrük Genel Tebliğine göre ithalatta en stratejik sektörlerin başında gelen antrepo işletmeciliğinde gümrüklerin denetim yetkisi özel sektöre yani gümrük  müşavirlerine devrediliyor.Bu uygulama yüzeysel bakıldığında basit bir teknik düzenleme  gibi görünse de böyle masum bir gerekçeyle izah edilemeyecek kadar ciddi, bir anlamda kurda kuzuyu teslim etmekle eşdeğer bir düzenleme.Tebliğin kısaca meali, antrepo işletmeciliği  yapan şirketler yurtdışından gelecek malların antrepoya giriş ve çıkış işlemleri ile stok kayıtlarının denetimini kendi belirleyecekleri yani işveren sıfatı ile görevlendirecekleri gümrük müşavirlerine yaptıracaklar ve suistimallerden kaynaklanan vergi kayıplarından  müteselsilen sorumlu olacaklar.Bu uygulamanın öncelikle ithal edilen mal miktarında kayıt  dışılığa yol açacağı, akabinde kaçakçılık fiillerini arttıracağı ve bunun sonucunda gümrük  vergi gelirlerinde hatırı sayılır bir kayba yol açacağını bilmek için kahin olmaya gerek olmadığı açık.

Devamı »


Kapat
E-posta ile paylaş
e-konomist.net e-konomist