Yazan: orpan | Tarih: 30 Ocak 2008
AB’ye tam üye olmadan Gümrük Birliğine dahil olmanın sancıları kamuoyunu yeterince meşgul ederken Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliğini otoriteye bağlayan 1/95 sayılı OKK’nın (Ortaklık Konseyi Kararı) en önemli başlıklarından olan kurumsal işbirliği kapsamında, vergi denetimini zaafiyete uğratan mevzuat reformlarının dayatılması bu ortaklığın ülkemiz lehine işlemediğinin en somut örneklerinden birini teşkil ediyor.
Bu bağlamda 19.01.2008 tarihli R.G.’de yayımlanan ve yayım tarihinden 6 ay sonra yürürlüğe girecek olan 60 seri nolu Gümrük Genel Tebliğine göre ithalatta en stratejik sektörlerin başında gelen antrepo işletmeciliğinde gümrüklerin denetim yetkisi özel sektöre yani gümrük müşavirlerine devrediliyor.Bu uygulama yüzeysel bakıldığında basit bir teknik düzenleme gibi görünse de böyle masum bir gerekçeyle izah edilemeyecek kadar ciddi, bir anlamda kurda kuzuyu teslim etmekle eşdeğer bir düzenleme.Tebliğin kısaca meali, antrepo işletmeciliği yapan şirketler yurtdışından gelecek malların antrepoya giriş ve çıkış işlemleri ile stok kayıtlarının denetimini kendi belirleyecekleri yani işveren sıfatı ile görevlendirecekleri gümrük müşavirlerine yaptıracaklar ve suistimallerden kaynaklanan vergi kayıplarından müteselsilen sorumlu olacaklar.Bu uygulamanın öncelikle ithal edilen mal miktarında kayıt dışılığa yol açacağı, akabinde kaçakçılık fiillerini arttıracağı ve bunun sonucunda gümrük vergi gelirlerinde hatırı sayılır bir kayba yol açacağını bilmek için kahin olmaya gerek olmadığı açık.
Devamı »
Yazan: e-konomist | Tarih: 28 Ocak 2008
YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, “üniversiteler bedava, bu dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir” veciz sözüyle bir cümlede iki yanlış birden yapma başarısını gösterdikten hemen sonra, Murat Belge, Baskın Oran ve Taha Akyol gibi “özgürlükçü” yazarlar, düşünmeden aynı yanlışı tekrar etmekte gecikmediler. Hatta öyle ki, kimisi “bedavacılığın bozulması gereken bir ezber olduğunu” (B. Oran), kimisi “parasız üniversite istemenin etik bir sorun teşkil ettiğini” (M. Belge), bir başkası da “bilimin ticarileştirilmesi gerektiğini ve paralı üniversitenin fırsat eşitliği yaratacağını” (T. Akyol) dillendirdi. Elbette ki bu “özgürlükçü” yazarlar, savunduklarının, sınıfsal gerçekliği gözardı eden kerameti kendinden menkul bireyci bir demokrasi kurgusu ile piyasa faşizmini uzlaştırmaya hizmet edeceğinden bihaberdirler. Böyle düşünen birisi için, “bedava üniversite istemek” etik olmayacak, ama bölüşüm sorununun adını bile ağzına almamak bırakalım “etik” olup olmamayı, bir sorun olarak bile görülmeyecek. Kaldı ki asıl ezber, üniversitelerin “bedava” olduğu üzerinedir ve mutlaka bozulması gerekir.
Bütün dünya mı?
Devamı »
Yazan: Murat Çokgezen | Tarih: 28 Ocak 2008
Insanlarin buyuk cogunlugu alpha ve beta arasindaki farki bilmezler, o yuzden de yatirim kararlari verirken veya analiz yaparken yanilirlar.
Once beta ile baslayalim. Beta bir portfoyun veya hissenin piyasalardaki gelismelerden ne kadar etkilendigini gosterir. Mesela borsa %10 arttigi zaman A sirketi %15 artiyorsa betasi 1.5′dir (alphasinin sifir oldugunu varsayiyoruz). Piyasada yatirimcilara bankalar tarafindan satilan fonlarin ortalama betasi 1′e yakindir, yani borsa ne kadar cikarsa ya da duserse onlarda o kadar hareket ederler. Arada tek fark var tabii ki, sizden bunun icin komisyon alirlar, hem de oldukca yukluce. Kafasi calisan bir yatirimci vadeli islemler borsasinda betayi cok daha ucuza satin alabilir.
Devamı »
Yazan: Murat Çokgezen | Tarih: 21 Ocak 2008
Yeni YÖK Başkanı’nın araştırma görevlilerini maaşlı yerine burslu yapma önerisi ne kadar yanlışsa, kamu üniversitelerini paralı yapma önerisi de o kadar doğru.
Çünkü, ilk duyuşta çelişkili gibi gelir ama, üniversite paralı yapılmazsa yoksul öğrenciler hiç okuyamaz olacak. Ayrıca, hoca kalmayacak. Hemen anlatayım. Yalnız, dikkat: Kimi zaman olduğu, örneğin “K. Irak’ta dağı taşı havadan ufalasınlar, belki ufunetimiz biraz iner”de (Rad. İki, 28.10.07) yapıldığı gibi ne dediğimi hiç anlamadan, yazıyı bile tam okumadan karşı çıkacak dost ezbercileri hiç kaale almayacağımı başından belirteyim.
Devamı »
Yazan: e-konomist | Tarih: 14 Ocak 2008
YÖK’ün başına yeni birinin atanmasıyla, o noktada önemli bir gerilim potansiyeli oluştu. Henüz büyük bir ‘harekât’ başlamadı, ama bu bence bir ‘bekleyiş’ işareti. Başkan daha belirgin adımlar atınca, tepkileri de gelecektir. Aslında, daha ‘bismillah’ derken ‘tape’e de yakalanan yeni başkan, ‘açık vermedi’ değil, ama herhalde hazırlık daha büyük olaylar için, dolayısıyla bu ilk ‘el ense’ durumlarında fazla gürültü çıkmadı.
Geçenlerde yeni YÖK Başkanı yükseköğretimin paralı olması gerektiğini söyledi ve bu sözüyle de hemen tepki çekti. Bu, öteden beri, benim de kafamı kurcalayan bir konudur. Türkiye, daha Türkiye olmadığı zamanlardan beri, her şeyi devletinin yaptığı bir toplum ve böyle olmaya iyice alışmış.
Bu gelenek içinde her basamağıyla eğitimi de devletin yaptırması, işin masrafını da üstlenmesi çok normal görünüyor.
Devamı »
Yazan: Murat Çokgezen | Tarih: 10 Ocak 2008
Türkiye’de öğretmenler çok mağdurdur. Bunlar haftada 5 gün 8 saat durmadan çalışır, asla öğretmenevine gitmez, öğrencilere birşeyler öğretmek için kendilerini feda ederler. Aldıkları maaşa kanaat eder, ülkede milyonlarca asgari ücretle geçinmeye çalışan olduğu bilinciyle asla maaş artışı talep etmez, ne yapalım, devletin imkanı budur, beğenmezsek gider başka iş yaparız derler. Sürekli kendilerini geliştirir, modern eğitim yöntemlerini uygulamaya çalışırlar. Dolayısıyla bunların maaşı artmalıdır. Ek ders parası da verilmelidir. Hatta öğretmenlere birer ev, araba, yazlık da temin edilmelidir. Şimdi iki haber:
Devamı »
Yazan: e-konomist | Tarih: 6 Ocak 2008
EVRİM GEÇİRMİŞ KAPİTÜLASYONLAR
ÇUŞ’lerin günümüz iktidarının desteği ile Gümrük Birliği-Küreselleşme-Serbest Piyasa Ekonomisi gibi argümanların popülaritesini de yelkenlerini şişiren bir rüzgar gibi kullanarak altın çağını yaşaması bize Osmanlı zamanındaki kapitülasyonların modern versiyonunu anımsatmakta olup, dünyadaki uluslararası ticaretin %70’inin ÇUŞ’ler kanalı ile gerçekleştiğini düşünürsek ortaya çıkan tabloya şaşırmamak gerekir. Mal sirkülasyonunda ÇUŞ’lerin etkinliğini dikkate almak ekonomik kalkınmanın dikkate değer prensiplerinden biri haline geldiği bu süreçte gelişmekte olan ve teknolojiye yatırım yapmak isteyen ülkelerin, kendi öz kaynaklarını korumaları ayrıca bu şirketlerin kar transferleri ile vergi gelirlerini aşındırmalarına engel olmaları zaruret halini almıştır.
Devamı »
Yazan: e-konomist | Tarih: 3 Ocak 2008
Normalde yılbaşı sonrası piyasalar epeyi sakin olur. Ama 2008 özel bir yıl olacağa benziyor ve işler bu sefer biraz değişik.
Bizce piyasalar 2008 yılına normalin çok üstünde bir ivme ile başlayacak. Sert aşağı ve yukarı hareketler görmemiz olasılığı normalin epeyi üstünde. Yüksek volatiliteye hazır olmak gerekiyor.
Önümüzdeki günlerin ivmesini belirleyecek üç kritik faktör var.
Devamı »