Yazan: e-konomist | Tarih: 26 Ekim 2007
Dünya ile bütünleşme anlamında yaşanan küreselleşme sürecinin özellikle son dönemlerde dikkat çeken en temel dinamiğini, bilim ve teknolojide yaşanan baş döndürücü gelişmeler oluşturmaktadır. Günümüzde bilim ve teknoloji politikalarının odağında ise “yenilik” (inovasyon) kavramının yer aldığı görülmektedir. Yenilik olgusu bir taraftan da bilim ve teknoloji politikaları ile iktisat politikalarının ortak bir paydasını oluşturmaktadır. Bilindiği gibi artık iktisat politikası öncelikleri; ekonomik büyüme ve gelişmenin hızlandırılması, uluslararası rekabet gücünün artırılması ve insanların refahı ve yaşam kalitesinin yükseltilmesine odaklanmaktadır. Devamı »
Yazan: e-konomist | Tarih: 26 Ekim 2007
İBRAHİM ORTAŞ
Sosyal Bilimler Eğitimi Kongresi
18-20 Haziran 2007 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesinde yapılan “III. Sosyal Bilimler Eğitimi Kongresinde” Prof. Dr. Nilgün Çelebi “Sosyal Teorilerin Sosyal Bilimlerdeki Yeri” konulu sunusunda “sosyal bilimler temel bilimlere katkı yapabilir” temennisini içeren açıklaması ilgi çekiciydi. Devamı »
Yazan: e-konomist | Tarih: 25 Ekim 2007
İrfan Kalaycı, 25 Temmuz 2007
Tüm iktisat öğrencilerinin bildiği bir sözcüktür; homo economicus… Kökeni Latince, ama evrensel, anlamı “akıllı insan”… En az çabayla en fazla maddi fayda ve kâr elde eden bireyi (tüketici ve üreticiyi) tanımlamak için kullanılan soyut bir varsayım; Klasik-liberal iktisatçıların tezgahından çıkmıştır. Bu sözcüğü, son zamanlarda piyasaya çıkan bir kitabın adı olarak görüyoruz. Yazarı, Murat Çokgezen, bir akademisyen. Güncel yaşamda karşılaştığımız sorunları iktisadi cepheden tahlil etmiş ve bu kitapla kayda geçirmiş. Böylece, bir yandan kayıtlı ekonomiye, yayın sektörüne katkıda bulunmuş, bu işin maddi tarafı; bir yandan da insanları aydınlatma görevini yerine getirmiş ki, bu da manevi tarafı… Devamı »
Yazan: e-konomist | Tarih: 25 Ekim 2007
İrfan Kalaycı, CBT, S.1057, 22.06.2007
Fakülte… Firma… Fabrika… Üç sözcük de yabancı dilden. Fakat üçünün de çağdaş bir ekonomi için birbirini değişik açılardan tamamladıklarını ve birbirlerine pozitif dışsallıklar sağladıklarını düşünürsek onlara asla yabancı kalamayız. Hele, Sn. Orhan Bursalı’nın CBT’deki başyazısını (01.06.07) okuduktan sonra… Yazının başlığı olan “Dekanlık bir proje olabilir mi?” sorusu, epey zor/lama bir soruya benziyor. Bunun yerine “Fakülte projeci olabilir mi / bir fakültenin projesi ne olmalıdır?” diye sorarak, dekanlığı da kapsayan daha geniş ve bütünlükçü bir yaklaşım sergilenebilir. Devamı »
Yazan: e-konomist | Tarih: 25 Ekim 2007
İrfan Kalaycı, Cumhuriyet Strateji, S.148, 30.04.2007
Tüm dünya İran’a bir ABD saldırısını beklerken; asıl İran’ın ABD’yi ne zaman/niçin ‘vuracağı’ ve bunda ekonomik gücünün yeterli olup olmadığı tartışılmalıdır. İran’ın ABD’yi vuracağı, hem de bunu, kaybedecek bir şeyi olmayan bir insanın psikolojisiyle yapacağı iddia edilse de, bu çatışma yüzünden Ortadoğu’da yine ’sıfır toplamlı oyun’ oynanacaktır; yani bazı bölge ülkelerinin kazanıp bazılarının ise kaybedeceği bir oyun!
Çünkü İran savaşı, bölgeyi daha da silahlandıracak ve bu, silah üreticileri ile tüccarlarını daha da zenginleştirecek. Savaştan doğrudan ya da dolaylı etkilenen her ülke, işsizliği ve yoksulluğu önleyebilecek kaynaklarını savaş bütçesine aktaracak. Savaşın adını, ister ‘uygarlıklar çatışması’, ister ‘çıkar çatışması’ olarak koyun; sonuçta, önce yoksul insanlar ölecek ve az gelişmiş-gelişmiş ülkeler arasındaki makas daha da açılacak. Devamı »
Yazan: e-konomist | Tarih: 25 Ekim 2007
Hugh McCulloch
Aralık 1863′de Hugh McCulloclı, o zamanki Para Otoritesi (Comptroller of the Currency) daha sonra Hazine Sekreteri, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ulusal bankalara yolladığı bir mektupta tüm basiretli bankacıların izlemesine gerek gördüğü bazı prensipleri belirlemiştir. Aşağıdaki metin bu mektuptan alınan bazı paragrafları içermektedir. Buradaki öğütler 1863 de olduğu gibi günümüzde de güncelliğini korumaktadır. Devamı »
Yazan: e-konomist | Tarih: 25 Ekim 2007
Yaman Törüner Milliyet 31.03.2007
A.Y. isimli okurum, Türkiye’deki ilaç ticaretiyle ilgili gerçekleri göz önüne seren bir ileti gönderdi. Çok ilginç noktalara değinen ve ses getireceğine inandığım ileti biraz kısaltılmış haliyle şöyle:
“Beş yıldır, çeşitli ilaç firmalarında tıbbi satış mümessili olarak çalışıyorum. Beş yıldır öğrendiğim tek gerçek, ilaç satmak için her yolun mubah olduğudur. Sağlık sektörünün gerçeği, yatırım yapmadan hiçbir hekime ilaç yazdırılamadığıdır. İlaç firmaları pahalı ve muadilsiz ürünleri için hekimlerle kutu başı anlaşmalar yaparlar. Devamı »
Yazan: e-konomist | Tarih: 25 Ekim 2007
Ebru Gül Yılmaz
NÜFUSUN % 7,5’İ, ÇALIŞAN NÜFUSUN % 24’Ü TÜKETİCİ KREDİSİ KULLANIYOR!
2005 yılında faizlerinin düşüyle birlikte bankacılık sektörünün gözdesi haline gelen otomobil, konut ve ihtiyaç kredileri aynı yılın mayıs ayında ağırlıklı olarak yabancı sermaye çıkışı sebebiyle faizlerin artmasına paralel olarak düşüş trendine girmişti.
Mayıs sonrası düşüş terndine rağmen 2005 yılında yakalanan ivme ile Aralık 2006 itibarıyla tüketici kredileri toplamı 45 Milyar YTL’ye ulaşmıştır. Bunun 48 %’ini konut, 14 %’ünü oto, 38 % ini ise ihtiyaç kredileri oluşturmaktadır. Devamı »
Yazan: e-konomist | Tarih: 25 Ekim 2007
Murat Çokgezen Ticaret Gazetesi Ekim 2006
Larry Page ve Sergey Brin isimli iki doktora öğrencisi 1996 yılında bir araştırma projesi yapmaya başladılar. Araştırmada web siteleri arasındaki ilişkileri analiz eden bir arama motorunun o dönem mevcut olan ve sonuçları aranan kelimenin web sitesinde yer alma sayısına göre sıralayan arama motorlarından daha iyi sonuçlar vereceğini ileri sürmekteydiler. Bu sisteme göre çalışan ilk arama motoru öğrencisi oldukları Stanford Üniversitesi’nde kullanılmaya başlandı. 1998 yılında da yasal bir şirket haline dönüştüler. Şirket merkezi bir arkadaşlarının garajıydı. Şirketi adı olan Google, 10100 anlamına gelen ‘googol’ un hatalı yazımından türetilmişti. Devamı »
Yazan: e-konomist | Tarih: 25 Ekim 2007
Kürşat Karabörk
KOBİ’lerin gelişmiş veya gelişmekte olan tüm ekonomilerde ve ülkemizde
önemli bir yere sahipt olduğu kabul edilen bir gerçek olmakla beraber ekonominin lokomotifi olan bu ekonomik kişiliklerin etki-tepki mekanizmasında ne kadar self convidence davrandıkları pek rahat tartışılabilinir durumdadır.. Uluslararası ekonomik ilişkilerde yaşanan gelişmeler, Devamı »