e-konomist.net

e-konomist
Türkiye İktisatçılar SıralamasıArşivİletişimRSSGiriş yapKayıt ol

Makaleler

  • Küresel Krizde Devlet
    Yazan: shahii | Tarih: 20 Haziran 2009

    Kapitalizmin temel kurumu olan piyasa, klasik iktisatçıların kullandığı ifadeyle söylemek gerekirse “görünmez el” yardımıyla kendinden beklenen bütün fonksiyonları yerine getirmektedir. Aslında bu görünmez elin ardında yatan felsefe son derece basit bir kabule dayanır: Bireyler kendi çıkarları peşinde koşar ve bu çıkarı maksimum kılmaya çalışırlar. Bütün bireyler bunu yaptığında da bütün toplum en üst derecede yarar sağlayacak, bir başka ifadeyle toplumsal refah maksimize edilmiş olacaktır.Bu yaklaşım önemli ölçüde doğrudur. Ne var ki eğer denetlenemediği ya da doğru kurallara bağlanamadığı takdir de yanlış sonuçlara götürüp kriz yaratan bir mekanizma haline gelmektedir. Kapitalizmi yukarı götüren de krize sokan da budur. Kurumlarda karlarını maksimize etmeye çalışırlar. Onlar da bu çabaları sırasında ekonomik büyümeye katkıda bulunurlar.Siyasetçilerin en hassas oldukları ekonomik gösterge büyümedir. Çünkü büyüme varsa işsizlik azalacak, kişilerin gelirleri ve dolayısıyla toplumsal refah artacak, sonuçta iktidardaki siyasetçilerin oy oranları yükselecek demektir. Yani oylarını maksimize etmeye çalışan siyasetçi açısından bireylerin çıkarlarını ve şirketlerin de karlarını maksimize etmesi olumlu bir durumdur.Bürokratlar ya da üst düzey kamu görevlileri yetkilerini ünlerini maksimize etmeye çalışırlar. Bunun bir nedeni kamu görevinden ayrıldıktan sonra başka alanlarda görev alabilmek için isim yapmaktır.Bu dört maksimizasyonun bire araya gelmesi, ekonomi büyüdüğü sürece bir sorun yaratmıyormuş gibi görünür. Ne var ki ekonomi krize girdiği zaman, siyasetçinin oy maksimizasyonu peşinde koşarken öteki alanlarda kriz yaratan bir mekanizmanın çalıştığını atladığı ya da buna bilerek göz yumduğu ortaya çıkmaya başlar. Kendi çıkarı da işin içinde işin içinde olduğunda siyasetçi optik kırılmaya maruz kalır ya da bilerek görmezden gelmeye yönelir. Bunun sonucunda gerekli önlemleri almaz, kuralları krizi önleyecek biçimde geliştirmez, hatta tam tersine krizi büyütecek adımlar atar. Bu dediğimiz yalnızca siyasetçi açısından değil, aynı zamanda yetkilerini ya da ünlerini maksimize etmeye çalışan üst düzey kamu görevlileri içinde geçerlidir. Hükümetten bağımsız olan kurumların başındaki yöneticiler bazı politikaların yürütülmesinde yetkilidirler. Bunların en başında Merkez Bankası, para politikasını hükümetten bağımsız olarak yürüten, dolayısıyla para politikasının yürütülmesinden sonuçlarından doğrudan sorumlu olan kurumdur. O nedenle bu tür krize giden kural dışılıkları Merkez Bankası’nın görüp gereken uyarıları yapması, en azından para politikasını ona göre yürütmesi gerekir. Ne var ki büyümenin büyüsü Merkez Bankalarını da kuşatacak kadar güçlüdür. Onlar da çoğu zaman bu büyüye kapılırlar.

    Devamı »

Kitaplık

  • Hayatın Mantığı - Mantıksız Bir Dünyanın Mantıklı Ekonomisi
    Yazan: EDITOR | Tarih: 20 Haziran 2009

    56144.jpgEğer insanlar bu denli zekiyse peki neden sigara içerler ve kumar oynarlar ya da uyuşturucu kullanırlar ya da aşık olurlar? Bunlar gerçekte mantıklı davranışlar mıdır? Ve sizin aptal yöneticinize neden daha fazla maaş ödenir? Aslına bakarsanız bireylerin –fahişeler, uyuşturucu müptelaları, ırkçılar ve devrimciler– en sevilmeyen davranışlarında bile bir ekonomik mantık bulunmaktadır. İnsanlar, yaparken bunun farkında olmasalar bile, her yaptıklarında gelecek maliyetleri ve faydaları göz önünde bulundururlar. Bizler her şeyden önce mantıklı varlıklarız.Tim Harford yaşadığımız dünyaya bir ekonomistin gözünden bakmaktadır. Onun farklı bakış açısı sizi mantıksal olarak şaşkınlığa uğratacak bir yolculuğa çıkarıyor… ‘Harford, gündelik hayatın eğlenceli ve ciddi yönlerini açıklamak için, modern ekonomi düşünce şeklinin kullanılmasını harika bir şekilde ele alıyor. O, başka pek çok şeyin yanında, cezanın suçu neden önlediğini, korunmadan seks yapabilmek için erkeklerin fahişelere neden fazla para ödemesi gerektiğini ve neden doğum kontrol hapı çıktıktan ve birçok evli kadın çalışmaya başladıktan sonra boşanma oranlarının arttığını ama sonra sabitleştiğini mantığın açıkladığını gösteriyor. Bu kitabı kesinlikle öneriyorum, özellikle ekonominin hem eğlenceli hem de ciddi olmasını isteyenlere.’
    —Gary Becker, 1992 Ekonomi dalında Nobel adayı
    Devamı »

Kariyer

Duyurular

Ekonomi Haberleri

Kapat
E-posta ile paylaş
e-konomist.net e-konomist